“Ermeni Meselesi, Dünyanın Her Yerinde Türkiye’ye Karşı Elverişli Bir Şantaj Aracı Olarak Kullanılmaya Başlandı”
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 23. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi engelleme girişimlerine değinerek, “Alman Parlamentosunun aldığı son karar da bu zincirin son bir halkasıdır. Dünyada soykırım konusunda söz söyleyebilecek en son ülkenin bize böyle bir ithamda bulunması, hukukçuların tabiriyle söylüyorum; hayatın olağan akışına uygun değildir. Önce onlar ‘holokostu’ yeniden bir tanımlasınlar. Onlar Namibya katliamını önce bir gözden geçirsinler. Sen hangi ülkeye neyi söylüyorsun? Buradaki meselenin Ermeniler olmadığını, onların sadece asıl oyuna alet edildiğini, istismar edildiğini gayet iyi biliyorum” dedi.
İstanbul’da gerçekleştirilen törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece ihracatın millî gelirin beşte birini oluşturuyor olmasının bile başlı başına ihracatçılar için bir iftihar, yöneticiler için de bir takdir sebebi olduğunu dile getirdi.
Dünyada üretim ve ticaret konusunda ciddi sıkıntıların yaşandığı bir dönemde Türkiye’nin büyümesini sürdürüyor olmasında en büyük paylardan birinin ihracatçılara ait olduğunu, ihracat camiasının her türlü takdir ve desteği hak ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onun için ülkenin yönetiminin sorumluluğunu üstlendiğimiz günden beri ihracatçılarımızı adeta ekibimizin ayrılmaz bir parçası haline getirdik. Yurt dışı gezilerimizde mutlaka birlikteyiz. İşte dün gece Doğu Afrika seyahatinden döndük ve 135 kadar iş adamımızla beraberdik. Önce Uganda’daydık, oradan Kenya’ya geçtik, daha sonra biz sadece yönetici ekip olarak Somali’ye devam ettik. Ve bu üç ülkede de nelerin olduğunu çok daha yakından göre fırsatımız oldu. Bunlar bizim için bakir alanlar. İnanıyorum ki Türk girişimcileri buralara girdiği andan itibaren Afrika’nın üst yapı, altyapı, ticaret, her türlü beklentisi, güven alanı Türkiye’dir, bunu iyi değerlendirmemiz lazım” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içinde ihracata dönük tüm projelerde, tüm etkinliklerde özellikle yer almaya çalıştığını belirterek, “İhracatçılarımız en çok görüştüğüm, en çok birlikte olduğum kesim durumunda. Ben sizlerden razıyım, inşallah sizler de bizlerden razısınızdır” diye konuştu.
TÜRKİYE’NİN 2023 HEDEFLERİ
Bugüne kadar yapılanların çok önemli olduğunu, Türkiye gibi dinamik ve büyük hedefleri olan bir ülke için asıl önemli olanın bundan sonra yapılacak olanların olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, “2023 hedeflerimiz artık ülke ve millet olarak bizim için bir namus borcu haline dönüştü. Bizi bu yolda engellemek, mümkünse yoldan çıkarmak, değilse yavaşlatmak için yapılanları en iyi sizler görüyorsunuz. Hem ülke içinde, hem de iş bağlantıları için gittiğimiz diğer yerlerde Türkiye’yi yeniden eski sancılı günlerine döndürmek için kurulan tezgâhları, oynanan oyunları hep birlikte takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Hala Gezi olaylarına ağaç meselesi diye, 17-25 Aralık darbe girişimine hukuk operasyonu diye, bölücü terör örgütünün eylemlerine demokratik tepki diye bakanlar varsa izanından şüphe ederim” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Alman Parlamentosunun aldığı son karar da bu zincirin son bir halkasıdır. Dünyada soykırım konusunda söz söyleyebilecek en son ülkenin bize böyle bir ithamda bulunması, hukukçuların tabiriyle söylüyorum; hayatın olağan akışına uygun değildir. Önce onlar ‘holokostu’ yeniden bir tanımlasınlar. Onlar Namibya katliamını önce bir gözden geçirsinler. Sen hangi ülkeye neyi söylüyorsun? Buradaki meselenin Ermeniler olmadığını, onların sadece asıl oyuna alet edildiğini, istismar edildiğini gayet iyi biliyorum.”
“GEÇMİŞİN MUHASEBESİNİ YAPACAKSAK, BU KONUDA EN ALNI AK, YÜREĞİ FERAH ÜLKE BİZ OLURUZ”
Ermeni meselesinin, dünyanın her yerinde Türkiye’ye karşı elverişli bir şantaj aracı, bir sopa olarak kullanılmaya başlandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi paralel ihanet çetesi konusunda da benzer bir yaklaşım görüyoruz. Türkiye’den kaçan tüm çete elemanları, Almanya başta olmak üzere Batı ülkelerinde rahatça hayatlarını sürdürebiliyor. Ülkemizde cinayet işleyen nice katilleri mensubu oldukları örgütten dolayı yıllarca himaye eden ülkeleri de biliyoruz, sizler de biliyorsunuz. Özdemir Sabancı’nın katiliyle ilgili henüz yeni adım atıldı. Kaç yıl geçti? Yaklaşık 20 yıl. Onun da nasıl sonuçlanacağı belli değil, takip ediyoruz, göreceğiz. Şayet geçmişin muhasebesini yapacaksak, bu konuda en alnı ak, yüreği ferah ülke biz oluruz. Bu konuda pek çok ülkenin sicili çok karanlık ve kanlıdır. Şimdi biz de önümüze batı ülkelerinin ve diğer devletlerin geçmişlerinde yaşanan suçların bir listesini koysak nasıl olur? Koyalım, onlar üzerinde biz de bir çalışmaya başlayalım. Kıbrıs Rumlarının Adada yaptıkları soykırımların şahitleri hala hayatta. Ermenilerin Karabağ’da gerçekleştirdikleri vahşete maruz kalanlardan hakikatleri dinlemek bugün de mümkündür. 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın uyguladığı soykırımdan kaçanların bir kısmını biz ülkemizde misafir ettik. Ey Alman Parlamentosu, bunlardan haberiniz var mı?” dedi.
Çok daha fazla ileri gitmek istemediğini, Kırım Türklerinin başına gelenleri herkesin bildiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte Kırım Türklerinin başına gelenleri biliyorsunuz Kafkas kavmi, daha sonra Afganistan’da ve Çeçenistan’da yaşayanların her biri birer trajedidir. Özellikle son 150 yıldır ülkemizin dört bir yanında yaşanan zulümlerden kaçanların milyonlarcası ülkemizde hayatlarını sürdürüyor. Tabii bu zihniyet milyonların ölümünü sadece bir istatistikten ibaret gördüğü için, onlar kendilerine yaptıkları vahşeti meşrulaştıracak bir yol mutlaka bulurlar. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; bizim geçmişimizle ilgili utanacağımız hiçbir meselemiz yoktur. Ama ülkemizi sık sık Ermeni soykırımı tasarılarıyla tehdit eden devletlerin her birinin arkasında milyonlarca masumun kanı ve vebali vardır” şeklinde konuştu.
“ERMENİ MESELESİNDEKİ TAVRIMIZ EN BAŞINDAN BERİ NETTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün buradan ilk defa konuşacağını ve tüm dünyaya seslendiğini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün buradan ilk defa bu konuda konuşuyorum, tüm dünyaya sesleniyorum, beğenirler, beğenmezler. Bizim Ermeni meselesindeki tavrımız en başından beri nettir. Biz soykırım ithamını asla kabul etmiyoruz. Birinci Dünya Savaşı şartlarında ülkemizin dört bir yandan kuşatma altına alındığı bir dönemde elbette Anadolu’da asayişi sağlamak amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır. Eğer bu meseleyi gündeme getirenlerin amacı ki çocuk o, anlamaz o işlerden, çıkmış Alman Parlamentosuna böyle bir metni gönderiyor, senin bunlardan haberin var mı ya? Tarih bilincin nedir senin, arşiv bilincin nedir senin, acaba hangi arşive girdin; bunları bunlara bir sormak lazım. Almanya’da doğmuş, Almanya’da büyümüş veya burada doğmuş, ondan sonra Almanya’ya gitmiş, nereye gidersen git. Tayyip Erdoğan’a küfretmek sana bir şey kazandırmaz. Fakat ben bu kadar koskoca bir Alman Parlamentosunun bunların arkasına takılmasına hayret ediyorum. Eğer samimiyseniz, eğer dürüstseniz, ey Alman siyasileri sizlere sesleniyorum; biz bütün arşivlerimizi açtık, açık tutuyoruz. Varsa sizin arşivleriniz siz de açın, gelin çalıştıralım, buradan kararı verin. Ama buna yüreğiniz yetmez, çünkü böyle bir şeye girdiğiniz anda nasıl rezil olacağınızı biliyorsunuz. Şu anda bizde milyonlarca belge var ve bunların birçoğu şu anda tamamıyla kontrolden geçmiş belgeler ve biz bu konuda açığız, rahatız, varsa siz de belgelerinizi ortaya koyun. Koyamazlar, çünkü biliyorlar ki burada böyle bir şey söz konusu değil. Kim kimi öldürmüş, kim kime saldırmış, kim kimi yerinden etmiş, kimin arkasında kim varmış, bunların hepsinin de cevabı işte oralarda ortaya çıkar.”
Türkiye’nin bu araştırmanın sonuçlarıyla yüzleşmeye hazır olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl önemli olanın, bölgede faaliyet yürütmüş olan diğer ülkelerin buna hazır olup olmadığını dile getirdi.
“MESELE ERMENİLERİN HAKKINI, HUKUKUNU KORUMAK DEĞİL, BU SADECE BİR İSTİSMAR ARACI”
“Ermenistan’da faaliyetine devam eden birtakım örgütler buna hazır mı?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Almanya buna hazır mı? Batılı birtakım ülkeler bu sonuçlarla yüzleşmeyi gerçekten istiyorlar mı? Biz burada bir samimiyet sorunu görüyoruz. Hem sürekli Türkiye’nin önüne aynı ithamı getireceksiniz, hem de bu meselenin aydınlığa kavuşmasını sağlayacak teklife sırtınızı döneceksiniz. Ülkemizde bu tür durumlar için bu perhiz, ne lahana turşusu derler. Bir kez daha söylüyorum; bir meselesinin, özellikle bu meselenin Ermenilerin hakkını, hukukunu korumak olmadığını, bunun sadece bir istismardan, bir araçtan ibaret olduğunu gayet iyi biliyoruz. Umarım Ermeniler de bu gerçeğin farkına varırlar ve kendilerini kullandırmaktan vazgeçerler” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda Türkiye’de 100 bine yakın Ermeni var olduğunu, bunların yarıya yakının Türk vatandaşı olduğunu, Türkiye’de yaşadıklarını ve burada çalıştıklarını anımsattı. Türkiye’de, vatandaş olmadan yaşayan Ermenilerin bulunduğunu da hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz eğer bu noktada böyle bir hassasiyeti gözetmemiş olsak, şu anda bizim vatandaşımız olmayan Ermenileri biz niye ülkemizde tutalım? Şu anda Avrupalıların yaptığı gibi biz de onları Ermenistan’a geri göndeririz, yaparız bunu. Şu anda mültecileri Avrupa alıyor mu kapısından içeri? Neler yaptıklarını görüyoruz değil mi? Ama Türkiye şu anda 3 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor; bizim aramızda bu fark var. Almanya gibi dünyanın neresine giderseniz gidin soykırım denince ilk akla gelen bir ülkenin Türkiye için böyle bir karar almasının gerisindeki karın ağrısı elbette başka, onu da biliyoruz. Buradan Almanya’ya ve tüm Avrupa’ya şu mesajı tekrar vermek istiyorum: Ya gündemimizdeki meseleleri hakkaniyetli bir şekilde çözüme kavuştururuz ya da Türkiye Avrupa’nın sorunlarının önünde bir set olmaktan çıkar sizi dertlerinizle baş başa bırakırız. Çocukluğumuzda hem keser, hem bağırır diye bir bilmece vardı, bunların ki de aynı hesap. Hem Türkiye’ye karşı her türlü haksızlığı, adaletsizliği, çifte standardı sergiliyorlar, hem de bizi töhmet altında bırakmaya çalışıyorlar. Türkiye’den kendilerini rahatlatacak çok ciddi taleplerde bulunanların bunun karşılığında külfet paylaşımı bir yana bize yeni külfetler yüklemeye çalışmalarından artık usandık. Yok öyle yağma. Önümüzdeki takvim ortada. Ya bu meseleyi adaletli bir çözüme kavuşturacağız ya da biz kendi yolumuzu kendimiz tayin edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“AVRUPA’YI KENDİMİZİN AYRILMAZ BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜYORUZ”
“Daha Güneydoğu Anadolu illerimizdeki operasyonlarla Suriye meselesinin gidişatıyla ilgili konuşacaklarımız, soracaklarımız var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Daha önümüzdeki Gümrük Birliği’nin yenilenmesi, Avrupa Birliği-Amerika Birleşik Devletleri Serbest Ticaret Anlaşması meselesi var, nereden çıktı bu üçlü mesele? Biz Gümrük Birliği’nde sizinle beraberiz, şimdi kalkıyorsun Amerika Birleşik Devletleri’yle iş tutuyorsun. Peki, Türkiye nerede? Koy bir kenara. Böyle adalet olur mu, böyle anlaşma olur mu? Biz dürüstlük istiyoruz. Anlaşma dürüstlüğü gerektirir. Gündemimizdeki öncelikli meseleyi çözelim ki sıra bunlara gelsin. Buradan şu hususu tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum. Bizim Avrupa Birliği’yle, Avrupa ülkeleriyle herhangi bir meselemiz aslında yok. Ülkemiz kökenli veya vatandaşımız statüsündeki 5 milyona yakın kardeşimizin yaşadığı bir coğrafyaya husumet beslememiz, onu kendimizden ayrı görmemiz mümkün değildir. Biz coğrafi olarak nasıl Avrupa’nın bir parçasıysak, Avrupa’yı da kendimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Orta Avrupa ve Balkanlar’la olan derin bağlarımızı da buna eklediğimizde, Avrupa’dan da, kıtanın ekonomik ve siyasi birliği olan Avrupa Birliği’nden vazgeçmemiz söz konusu olamaz. Bizim istediğimiz, sadece Türkiye’ye karşı adaletli davranılması, çifte standart uygulanmaması, herkes için hangi kurallar geçerliyse bizim için de aynısının geçerli olmasıdır; biz bunu bekliyoruz.”
Türkiye’nin kendi özel şartlarını ileri sürerek pozitif ayrımcılık dahi istemediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece adaletli ve ilkesel bir yaklaşım talep ettiklerinin altını çizdi.
“AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESEBATINDA NE VARSA ONU İSTEDİK”
Avrupa Birliği müktesebatında ne varsa onu istediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa Birliği müktesebatının içindekileri sen kalk bazı ülkelere farklı uygula, Türkiye’ye gel farklı uygula; olmaz böyle şey. Daha açıkçası; biz riyakârlık yapılmasını özellikle istemiyoruz. Karşımıza Ermenileri sürmeyin, terör örgütlerini sürmeyin, STK görünümlü operasyon birimlerinizi, medya görünümlü propaganda makinelerinizi sürmeyin. Yani siyasi, ekonomik ve medyatik bel altı vuruşlar yapmayın. Bakınız biz bu kadar açık, bu kadar şeffaf, bu kadar net konuşuyoruz, öyle de davranıyoruz, siz de öyle yapın. Doğduğum büyüdüğüm yer Kasımpaşa’da dedikleri gibi, ‘delikanlı olun ciğerimi yiyin’ bizim anlayışımız budur. Bu tür meseleler bizim için elbette çok önemli. Devletimizin tüm birimleri konuyu yakından takip ediyor, gereken girişimleri yapıyor. Şahsen ne olduğu kadar, nasıl olduğu kadar niçin olduğu konusuna da yoğunlaşmamız gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Sebebini çözüldüğü zaman diğer sorunların cevaplarının da çok daha anlamlı hale geleceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan her hadisenin arkasından 2023 hedefleri konusundaki kararlılığa yaptıkları vurgunun ve özellikle sebeplere verdikleri cevapların olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin son 13 yılda kat ettiği mesafenin kendileri için asıl hamlelerin altyapısı mahiyetinde olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Demokraside, hak ve özgürlüklerde, altyapıda, ekonomide, temel hizmet alanlarında ülkemiz Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların kat be kat üzerinde yatırımlara kavuştu. Son üç yıldır yaşadıklarımız sebebiyle 2014 yılı büyüme hızımızda bir yavaşlama olduysa da, inşallah artık bu sıkıntılı dönemi geride bırakıyoruz. Şu kalan 6 ayı 2017’nin önemli bir sıçrama dönemi olarak ilan edelim ve 2017 bizim için çok önemli bir ivme yılı olsun. Bunu başarabilir miyiz biz? İşte şurada şimdi gördünüz aktörleri, başarırız. Geçtiğimiz yıl yaşanan iki seçime ve terör olaylarına rağmen büyüme hızında yüzde 4 büyüdük. Bu yıl çıtayı daha da yükseğe çıkarmalıyız. İnanın siz azmedin, tekeden süt çıkarırsınız; ben buna inanıyorum. Koşacağız, dünyayı fellik fellik dolaşacağız, her yere gireceğiz. Ben de, Başbakanımız da, bakanlarımız da hep beraber dolaşacağız. Dolaşacağız ki nasibimizi bulalım. Bunun için ihracatı ve turizmi süratle toparlamamız gerekiyor. Rusya örneği bize ihracat pazarlarımızı esnek tutmamız gerektiğini gösterdi. Aynı şekilde turizmde de benzer bir çeşitlendirmeye gitmek mecburiyetindeyiz. Bakın şu Doğu Afrika ülkelerinde ülkemize yönelik çok farklı bir muhabbet var ve altyapıda, üstyapıda özellikle Türk girişimcilerini bekliyorlar. Ve Eximbank çok daha farklı fonksiyonlarıyla inşallah devrede olacak. Yeni bazı çalışmaların inşallah içerisinde olacağız ve bu adımları da atacağız. Önümüzdeki dönem kemiyet kadar keyfiyete de önem vereceğimiz bir dönem olacaktır. Bu bakımdan özellikle eğitimde ve kültürde kat etmemiz gereken çok mesafe bulunuyor. Eğitim sistemimizdeki değer eksikliğini derhal gidermeliyiz. Aynı şekilde kendi değerlerimize, kendi tarihimize uygun bir kültür üretimini teşvik etmeli, yaygınlaştırmalıyız.”
“YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARINA ÖNEM VERİYORUZ”
Cumhurbaşkanlığı Forsunda temsil edilen sembollerden bihaber, İstanbul’un Fethini zulüm olarak gören, Çanakkale’nin, Kut’ül Ammare’nin, hatta Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu kavrayamamış nesiller yetişmesine göz yummayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomide bir kısmını Türkiye İhracatçılar Meclisimizin de dile getirdiği, öneri olarak sunduğu yapısal dönüşümleri gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz. Üretimle birlikte tasarımı, özellikle de yüksek teknolojiyi, istihdamı, nitelikli eleman yetiştirilmesini, projelerimizi gerektiğinde elbette iş birliğiyle, ama asıl olarak kimseye ihtiyaç duymadan hayata geçirebileceğimiz bir yapıyı hep birlikte inşa etmeliyiz. Ağaçlarla uğraşırken ormanı asla gözden kaçırmayacağız. Olayları mutlaka yakından takip edeceğiz, ama asıl olgular üzerinde yoğunlaşacağız. Bunun için yeni Anayasa çalışmalarına önem veriyoruz. Bunun için yönetim sistemimizi gözden geçirmemiz, başkanlık sistemi dahil daha etkin modelleri tartışmamız gerektiğini söylüyoruz. Bunun için ister paralel ihanet çetesi olsun, ister bölücü terör örgütü, tüm paralel devlet yapılarının üzerine kararlılıkla gidilmesi gerektiğini söylüyoruz. Biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla velhasıl 79 milyon tek milletiz, bizi ayıramayacaklar, bizi bölemeyecekler” dedi.
Bayrağın renginin şehidin kanı olduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hilalin bağımsızlığın ifadesi olduğunu belirtti.
“Yıldız, şehidimizin ta kendisidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde sallandırdıkları bazı paçavralar var, onlar asla bizim bayrağımızla mukayese edilemez ve eş koşulamaz. ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.’ Onun için tek vatan. Bizim vatanımızın üzerinde kimse operasyona kalkışmasın, işte kalkışanların akıbeti ortada. Ve biz şu anda devam eden bu operasyonları nihayete erdirene kadar sürdüreceğiz, durmayacağız. Şüheda, eyvallah, şehitler olmadan bu topraklar bize kalmazdı. 780 bin kilometrekareye biz nereden geldik? 20 milyon kilometrekarelerden geldik ve şehitler vere vere geldik, ancak bu kadarı bize kaldı. Şairin dediği gibi: ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda. Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.’ Evet, bu tek vatan, işte o yoğrulduğu şehitlerle oluştu. Dolayısıyla, birileri yok şurası bizimdir, yok birisi bilmem burası şudur, birisi budur; yok yok öyle bir şey. Son ana kadar bunların hepsi ya silahları gömecek, betonu üzerine vuracak ve koordinatlarını teslim edecek veyahut da bu ülkeyi terk edip gidecekler, bunun başka çıkışı yok. Devletin görevi bu değil mi ya? Devlet olmanın amacı nedir, hedefi nedir? Önce bu vatan topraklarını dış saldırılara ve içerideki bu tür terör eylemlerine karşı savunmaktır. Ve şu anda yapılan da budur, sonuna kadar bu yapılacak.”
Dördüncüsünün de “tek devlet” olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bir devletin asla olmayacağını, bunu kabul etmenin mümkün olmayacağını kaydetti.
“MUHAMMED ALİ, AYRIMCILIK ZİNCİRLERİNİN KIRILMASINA ÖNCÜLÜK EDENLER ARASINDA YER ALMIŞTIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son Milli Güvenlik Kurulu Toplantımızda aldığımız bir kararla da, tavsiye kararıyla legal görünüm altındaki illegal faaliyet gösteren Fethullahçı Terör Örgütü de orada yerini bu şekilde aldı, Hükümetimize tavsiye kararı çıktı ve Hükümetimiz de Bakanlar Kurulu kararını alarak bize gönderdi. Şimdi hedef, yeni Türkiye. Bütün bunlar için önce 2023 hedeflerimize ulaşmalıyız. Bizden sonraki nesillere 2053 ve 2071 vizyonlarını bir ufuk olarak, miras olarak bırakmak istiyoruz. Bu kutlu yolda birlikte yürüdüğümüz, yürüyeceğimiz herkese, en başta siz ihracatçılarımıza milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 23. Olağan Genel Kurulunun bu noktada hayırlı olmasını diliyorum. Ödüllerini vereceğimiz Türkiye’nin en çok ödüllerini verdiğimiz 10 şirketinin ve diğer 15’iyle toplamda 35 sektörlerindeki en önde gelen firmalarımızın yönetim kurulu başkanlarına ve temsilcilerine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bugün hayatını kaybeden ünlü boksör ve samimi bir Müslüman olarak bildiğimiz Muhammed Ali’ye Allah’tan rahmet diliyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaklaşık 50 yıl önce bugün özgürlükler ülkesi olarak tüm dünyaya nizam vermeye çalışan Amerika’da siyahiler sırf derilerden dolayı ikinci sınıf insan muamelesi görüyorlardı. Muhammed Ali, işte böyle bir ülkede bileğiyle ve yüreğiyle ayrımcılık zincirlerinin kırılmasına öncülük edenler arasında yer almıştır. Çok yönlü ve çok renkli bir kişilik olan Muhammed Ali’nin bokstaki başarısı ise bambaşka bir efsanedir. Genç yaşta gece saatlerinde siyah-beyaz televizyonlarda onu izlerdik ve takip ederdik büyük bir heyecanla. Çocukluğumuzda, gençliğimizde, normal şartlarda boksla çok ilgisi olmayanlar dahi Muhammed Ali’nin maçlarını seyretmek için sabahlara kadar ekran, tabii herkesin evinde o zaman siyah-beyaz televizyon bile yoktu veya radyo başında beklerlerdi. Müslümanlığı kabul ettikten sonra sergilediği örnek tutumla ülkesinde pek çok kişinin ihtida etmesine, hidayete ermesine vesile olmuştu. Hele hele Vietnam Savaşı sırasında büyük bedeller ödeme, yıllarca bokstan uzak kalma, geçim sıkıntısı çekme pahasına ortaya koyduğu ilkeli bir tutum da ayrıca takdire şayandır. Vietnam’a gitmeyi biliyorsunuz kabul etmedi. Muhammed Ali’nin iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olarak ırkçılığa ve haksızlığa karşı verdiği mücadele hiçbir zaman unutulmayacaktır. Azmi, cesareti, duruşu ve kararlılığıyla Müslümanlara ve tüm insanlara ilham kaynağı olan Muhammed Ali’yi rahmetle yad ediyor, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sona ermesinin ardından ihracat şampiyonu 10 firmaya plaket verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden plaket alan ilk on firma şöyle: “Ford Otomotiv, Türkiye Petrol Rafinerileri, Oyak-Renault Otomobil Fabrikası, Kibar Dış Ticaret, Vestel Ticaret, Tofaş Türk Otomobil Fabrikası AŞ, Arçelik AŞ, Toyota Otomotiv Sanayi AŞ, Bosch Sanayi ve Ticaret AŞ, TGS Dış Ticaret AŞ.”
İSTANBUL



Haydi Gençler Afrika’ya
TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,