Suriye artık küresel bir sorundur

Suriye artık küresel bir sorundur

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Suriye sorunu, Türkiye’nin ya da Bulgaristan’ın ya da Avrupa’nın tek başına sorunu değil artık küresel bir sorundur ve herkes bu sorunun çözümü için elinden geleni yapmak zorundadır” dedi.

Başbakan Davutoğlu, resmi ziyaret gerçekleştirdiği Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da, Bulgaristan Başbakanı Borisov ile Bakanlar Kurulu Boyana İkametgahı’nda ortak basın toplantısı düzenledi.

Davutoğlu ve Borisov ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türk hükümetinin Avrupa Birliği (AB) reformlarını hızlandırma konusunda ne kadar hazırlıklı olduğuna ilişkin soruya Davutoğlu, şöyle yanıt verdi:

“Türkiye, Avrupa Birliği ilişkileri uzun dönemli bir durağanlıktan sonra özellikle fasıllar bağlamında söylüyorum, geçtiğimiz Avrupa Birliği-Türkiye zirvesinden sonra büyük bir ivme kazandı. Hem ilk kez 11 yıl sonra Türkiye-Avrupa Birliği zirvesi gerçekleşti hem de dün yaklaşık 4 yıldan sonra ilk kez bir fasıl açıldı, 17’nci fasıl. Ancak şunu ifade edeyim, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerindeki bu gecikmenin sebebi Türkiye’deki reformların yavaşlığından daha çok Avrupa Birliği-Türkiye arasında özellikle Kıbrıs sorununda yaşanan sıkıntılar. Ama yine Avrupa Birliği zirvesinden döner dönmez hem hükümet programımızda, hem de ayrıca açıkladığımız eylem planında önümüzdeki bir yıl içinde yapacağımız reformlarla ilgili kapsamlı izahatlarda, taahhütlerde bulunduk.

Dünya şartları bu kadar hızlı değişirken, dünya ekonomik ve siyasal krizlerle yüzleşirken her ülkenin kendini yenilemeye, geleceğe hazırlamaya ihtiyacı var. Bu anlamda da Türkiye- Avrupa Birliği ilişkileri bağlamında da ayrıca da Türkiye’de reformlar bütün hızıyla devam edecek. Bu anlamda hükümetimiz kurulduğu andan itibaren bir reform hükümeti olarak da yapacağı çalışmaları paylaştık.”

Başbakan Davutoğlu, Borisov ile gerçekleştirdikleri görüşmede, göçmen sorununa ilişkin ikili önlemlerin değerlendirilip değerlendirilmediğine ilişkin soruya, “Mülteciler sorunu sadece Türkiye’nin, sadece Bulgaristan’ın sorunu değildir. Özellikle de Suriye bağlamında büyük artış gösteren mülteciler sorunu konusunda en büyük bedeli, en büyük külfeti Türkiye ödemektedir, taşımaktadır. Şu anda 2 buçuk milyona yakın Suriyeli mülteci Türkiye’de barınıyor. 8 milyar lirayı aşan sadece kamplardaki Suriyelilere yaptığımız masraf var” karşılığını verdi.

Yakın zamana kadar “mülteciler sorununun” dünyanın gündeminde olmadığına dikkati çeken Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Çünkü tek taraflı olarak Türkiye üstleniyordu. Şimdi bütün dünyada bunun büyük bir sorun olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Burada bizim beklentimiz, arzumuz, hedefimiz başta Yunanistan ve Bulgaristan olmak üzere, komşu ülkelerle ikili bazda her türlü çalışmayı yapmak ki -Bulgaristan ile çok iyi bir işbirliğimiz var, illegal, yasa dışı göç konusunda- ama onun da ötesinde Avrupa Birliği ile bu soruna bir çözüm bulabilmek için çaba sarf etmek. Bu çerçevede ciddi mesafeler aldık. Son Türkiye, Avrupa Birliği ortak bildirisinde de gündeme geldiği ve üzerinde mutabık kaldığımız gibi birlikte bu sorunun çözümü konusunda güçlü bir iradeyle mücadele etme kararlılığımız var.”

Davutoğlu, bu çerçevede perşembe günü AB’den 8 ülke ile bu konuyu tekrar gündeme alacakları bir zirve gerçekleştireceklerini belirterek, “Türkiye ile Bulgaristan arasında ise ikili bağlamda her türlü işbirliği imkanı var. Bugün de İçişleri Bakanlarımız burada bir araya geldiler ayrıca geçtiğimiz mayıs ayında Türkiye-Bulgaristan-Yunanistan arasında yasa dışı göçe karşı yapılan üçlü bir anlaşma da var. Dolayısıyla bütün kurumlarımız işbirliği halinde bu çalışmaları yürütecekler. Bilmemiz gereken husus şu, Suriye sorunu Türkiye’nin ya da Bulgaristan’ın ya da Avrupa’nın tek başına sorunu değil artık küresel bir sorundur ve herkes bu sorunun çözümü için elinden geleni yapmak zorundadır. Aksi takdirde mülteciler sorunu hepimizin önümüzdeki yıllarda da karşı karşıya kalacağı daha büyük bir sorun haline dönüşebilir” diye konuştu.

Bir Bulgar gazetecinin, Türkiye’nin, 1925 Ankara Antlaşması çerçevesinde Trakya mültecilerine tazminatlarını ne zaman ödeyeceğine ilişkin sorusu üzerine Davutoğlu, karşılıklı tazminatlar ve tarihi miras konusunda dosyaların açılması durumunda, çok kapsamlı görüşmelere ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Bulgaristan’dan da Türkiye’ye göç eden milyonlarca soydaş bulunduğunu anımsattı.

Davutoğlu şöyle devam etti:

“Biz bütün bu konuları ikili çerçevede, Türkiye ve Bulgaristan arasında hiçbir ön yargıya sahip olmadan, karşılıklı kültürel varlıklara saygı çerçevesinde ve insani konuları iki dost ve komşu ülkelere tartışma gerektiği düşüncesindeyiz ve bu çerçevede de her zaman Türkiye tarafında sadece Bulgaristan’a dostluk ve komşuluk perspektifi, ilişkisi ağırlık taşımıştır. Ama dediğim gibi bütün bu konular tarihi arka plan itibariyle ele alınırsa çok daha kapsamlı dosyalar haline gelir. Ancak Sayın Borisov ile aramızda, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki güçlü ilişkiler çerçevesinde bütün bu konular sadece ve sadece var olan alanlar itibariyle değil, dostluk ilişkileri bağlamında düşünülecek, konuşulacak hususlardır.”

Bir gazetecinin, “İki hafta önce yaptığınız telefon görüşmesinde Sayın Borisov, Rusya tarafından tırmandırılan krizde taraf olmadıklarını belirtmişti. Bugünkü görüşmenizde Rusya konusu tekrar gündeme geldi mi” şeklindeki sorusu üzerine Davutoğlu, Türkiye ve Bulgaristan’ın Karadeniz’e kıyısı olan iki müttefik olduğunu, dolayısıyla Rusya ile ilişkilerin her iki ülkeyi de yakından etkilediğini kaydetti.

Brüksel’de yapılan AB-Türkiye Zirvesi’nde, Rusya ile Suriye sınırında yaşanan gelişmeleri ilişkin kapsamlı bilgiyi AB liderleriyle paylaştığını belirten Davutoğlu, Bulgaristan ile istişarelerin devam edeceğini söyledi.

Davutoğlu, Türkiye ile Rusya arasında Suriye sınırındaki durumun, Türkiye’nin hava sahasını koruma ilkesinden hareket ederek attığı bir adım neticesi olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin Rusya ile herhangi bir gerilim yaşamak istemediğini, iki ülke ilişkilerinin hem Karadeniz Bölgesi hem diğer mücavir bölgeler hem de dünya barışı için önemli olduğunu kaydetti. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak Türk hava sahasını ihlal eden uçağın, ki o anda milliyeti bilinmeyen, daha sonra Rusya’ya ait olduğu anlaşılan uçağın düşürülmesi sonrasında Rusya’dan gelen açıklamalar, maalesef Türkiye’nin bu iyi niyetli tavrına mukabelede bulunan açıklamalar değil. Yine de biz sükunetle Rusya’ya, tüm bu bölgelerdeki ortak çıkarlarımızı da hatırlatarak birlikte her konuyu konuşmaya hazır olduğumuzu ifade ettik. Bu çerçevede hem NATO’da bilgilendirme yaptık hem de Türkiye-AB Zirvesi’nde bilgilendirmeler yaptık. İkili ilişkilerde de her zaman tüm bu konuları paylaşmaya hazırız.”

Davutoğlu, Türk-Rus ilişkilerinin Karadeniz bağlamında barış ve istikrar için önem taşıdığın dile getirerek, “Bulgaristan, Türkiye, Romanya, Gürcistan gibi Karadeniz’deki kıyı ülkelerin Karadeniz’de barış ve istikrarı temin etmek üzere birlikte oluşturdukları mekanizmaların bundan sonra da devam etmesi önem taşır. Ümit ederiz ki Türkiye ile Rusya arasında son dönemde artan geleneksel dostluk ve komşuluk ilişkileri tekrar güçlü şekilde tesis edilir ve her konu yüz yüze, itham etmeden, karşılıklı olarak anlayış içerisinde çözüm kavuşturulur” değerlendirmesinde bulundu.

“Yeni dönemin Türkiye-AB ilişkilerine yen boyutlar katacağına inanıyorum”

Brüksel’de gerçekleştirilen Hükümetlerarası Katılım Konferansı’nın 11. Toplantısı’nda, 17 numaralı Ekonomik ve Parasal Politika faslının müzakerelere açılması hakkındaki soru üzerine Davutoğlu, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir atmosfer oluştuğunu belirtti.

17. faslın açılmasının önemini vurgulayan Davutoğlu, bunun, süreci tekrar başlatan ve hızlandıran bir adım olduğuna işaret etti.

Davutoğlu, “Sadece 17. fasıl değil bekleyen diğer fasılların açılması konusunda da Sayın Jean-Claude Juncker’in bana yazdığı bir mektup var. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda, özellikle önem taşıyan 23. ve 24. fasıllar da içerisinde olmak üzere daha çok faslın açılması ve Kıbrıs sorununda sağlanacak ilerlemeyle birlikte açılan fasılların kapatılması üzerinden Türkiye-AB entegrasyonunun, üyelik sürecinin en kısa sürede tamamlanması bizim hedefimizdir. Türkiye-AB ilişkilerinin kazandığı bir yeni ivme, yeni bir iklim sunuyor bize. Hep beraber bu iklimi değerlendireceğiz. İnşallah diğer fasılların da açılması en kısa sürede mümkün olacak. Sürece katkıda bulunan ülkelere teşekkür ediyorum, Yeni dönemin Türkiye-AB ilişkilerine yeni boyutlar katacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

enerji petrol medya -TÜRKİYE- HABER GAZETESİ  - AVRUPA BİRLİĞİ