Irak ve Suriye’de barış olsun istiyoruz

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ”Bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için son derece önemlidir. Biz bu ülkelerde barış hakim olsun, bu ülkelerde yaşayan insanlar huzura ve istikrara kavuşsun istiyoruz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Musul’daki Başika Kampı konusunda, “Bu kamp yeni olmadığı gibi Irak’taki eğitim amaçlı askeri varlığımız da bu kampla başlamış değildir. Irak’ta 1,5 yılı aşkın zamandır, bu kampta da bir yıla yakın zamandır eğitim verilmektedir. Söz konusu asker artırımı rutin bir rotasyon ve güvenlik risklerine karşı alınmış bir tedbirdir. Orada eğitim veren askerlerimizin çok sınır boyu olduğu için muhtemel bir DEAŞ saldırısına karşı korunması amacıyla bu takviye yapılmıştır. Bunu farklı yorumlayanlar, maksatlı bir provokasyon içindedir” dedi.

Başbakan Davutoğlu, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Musul’un Başika bölgesinde, Musul ve civarında DAEŞ’e karşı savaşan, direnen Arap, Kürt, Türkmen unsurların eğitimi için kurulan kamptaki asker sayısını artırdıklarını belirten Davutoğlu, konuyla ilgili medyada birtakım maksadı aşan yorumları yanıtlayarak meseleyi açıklığa kavuşturmak istediğini ifade etti.

Başbakan Davutoğlu, “Hep söylediğimiz gibi Türkiye’nin mücadelesi terörle, DEAŞ ve PKK gibi terör örgütleriyledir. Bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için son derece önemlidir. Biz bu ülkelerde barış hakim olsun, bu ülkelerde yaşayan insanlar huzura ve istikrara kavuşsun istiyoruz. Bunun için bu ülkeler öncelikle bu terör örgütlerinden kurtulmalıdır” diye konuştu.

Başika Kampı’nın Musul’un yaklaşık 30 kilometre kuzeydoğusunda bulunduğunu, peşmerge, Arap ve Türkmen yerel unsurların terörle mücadelesine eğitim desteği vermek amacıyla kurulduğunu anlatan Davutoğlu, “Bu kamp yeni olmadığı gibi Irak’taki eğitim amaçlı askeri varlığımız da bu kampla başlamış değildir. Irak’ta 1,5 yılı aşkın zamandır, bu kampta da bir yıla yakın zamandır eğitim verilmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Kampta bugüne kadar 2 binden fazla kişiye eğitim verildiğini vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:

“Sayın Barzani’nin de ifade ettiği gibi Sincar’ın kurtarılması operasyonunda en önemli desteklerden biri bu kamplarda eğitilen peşmergelerden gelmiştir. Bizim askerin bizzat eğittiği Kuzey Iraklı Kürtlerden, Türkmenlerden, Araplardan gelmiştir. Bu eğitim faaliyeti Musul Valiliği’nin talebi ve Irak Savunma Bakanlığı’nın bilgisi dahilinde başlatıldı. Irak Ulusal Ordusu’nun ve Irak polis teşkilatının talebi doğrultusunda her türlü yardımı ve desteği vermeye her zaman hazır olduğumuzu ifade ettik ve hazırız.”

“Türkiye barış, huzur ve istikrar getirmek için çaba sarf etmektedir”

Büyük acılar çeken Irak halkının huzura kavuşması için gereken adımları atmaktan çekinmeyeceklerini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Söz konusu asker artırımı rutin bir rotasyon ve güvenlik risklerine karşı alınmış bir tedbirdir. Orada eğitim veren askerlerimizin çok sınır boyu olduğu için muhtemel bir DEAŞ saldırısına karşı korunması amacıyla bu takviye yapılmıştır. Bunu farklı yorumlayanlar, maksatlı bir provokasyon içindedir. Irak yönetimiyle görüşmeler yapılmış, savunma bakanlarımız, bu gece de dışişleri bakanlarımız telefonla konuyu müzakere etmiştir. Ben de Irak Başbakanı Sayın İbadi’ye bir mektup yollamış bulunmaktayım. Savunma bakanları inşallah yakın zamanda karşılıklı ziyaretler yapacaktır. İnşallah ben de yüksek düzeyli istişare konseyi toplantısı için bakan arkadaşlarımızla birlikte en kısa sürede Bağdat’a bir ziyarette bulunmayı arzu ediyorum. Irak Cumhuriyeti ile her alanda iş birliğini güçlendirmek için çalışmaya devam edeceğiz.

Buradan da dost ve kardeş Irak halkına sesleniyorum, sizin teröre karşı verdiğiniz mücadelede her zaman yanınızda olacağız. Hangi mezhepten, hangi ırktan olursa olsun, bütün Iraklılar bizim kardeşimizdir ve ebediyen kardeşimiz kalacaktır. Kendileri Irak’ta askeri mevcudiyet bulunduranların, Türkiye’nin Irak’ta kardeşlerimize ve Musul’daki kardeşlerimize verdiği desteği istismar etmelerini de buradan kınıyorum. Türkiye, bulunduğu her yere sadece barış, huzur ve istikrar getirmek için çaba sarf etmektedir.”

“Hendekler barışçıl bir gösteri ya da şölen için açılmadı”

Ülke olarak terörün yol açtığı tahribatı çok iyi bildiklerini, terörle mücadelenin önemine de inandıklarını kaydeden Davutoğlu, bölgedeki meselelere de bu perspektiften, böyle bir hassasiyetle, böyle bir bilinçle baktıklarını vurguladı.

Terörle mücadelede kararlılığın ve tutarlı duruşun ne kadar önemli olduğunu gayet iyi bildiklerini ifade eden Başbakan Davutoğlu, “7 Haziran’dan beri yürüttüğümüz mücadele, bunun açık ispatıdır” dedi.

“Bugün de bu mücadelemiz aynı kararlılıkla, yoğun bir biçimde devam ediyor” ifadelerini kullanan Davutoğlu, eski Türkiye’nin vesayet odaklarının terörü, ülkeyi kargaşaya sürüklemek için en elverişli araç olarak gördüklerini, bugün de bu odakların terörden, kandan, nefretten, kargaşadan kendilerine menfaat çıkarmaya çalıştıklarını, bunlara izin vermediklerini ve vermeyeceklerini kaydetti.

Son zamanlarda terör örgütünün Güneydoğu’daki çeşitli şehirlerde hendek ve barikatlar kurarak hayatın normal şekilde sürmesine engel olmak istediğine dikkati çeken Başbakan Davutoğlu, bu sayede o kentlerde bir yönetim ve güvenlik zafiyeti varmış havası vermeye çalışıldığını anlattı.

Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Buradan bir kez daha Sayın Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum, herhalde bir daha bu hendek kazan, barikat kuran teröristlere ‘arkadaşlarım’ diye hitap etmez. Ülkenin doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyindeki bütün CHP’ye oy vermiş vatandaşlarımıza, seçmenlere de bu dilin ne kadar yanlış olduğunu Kılıçdaroğlu’na hatırlatmaları ricasında bulunuyorum. Bu barikatlar, hendekler barışçıl bir gösteri ya da bir şenlik, şölen için açılmadı. O barikatlar, hendekler, Diyarbakırlı kardeşlerimin, Doğu ve Güneydoğu’daki aziz vatandaşlarımızın hayatlarını karatmak için açıldı. Onlar orada vazife yürüten askerlerimizi, polislerimizi şehit etmek için açıldı.”

“Kıyamete kadar da bu ülkenin parçası olmaya devam edecek”

Teröristlerin şehirlerin tarihi dokusuna, dini mirasına zarar vermekten de sakınmadıklarını belirten Davutoğlu, daha önce Dört Ayaklı Minare’yi, şimdi de Paşa Hamamı, Fatih Paşa (Kurşunlu) Camii’ni ateşe verdiklerini anımsattı.

Diyarbakır aşığı olduğunu, bunu Dıyarbakırlıların bildiğini, kente her gittiğinde Diyarbakır için “mürşit şehir” dediğini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Diyarbakır’ın her bir minaresinin, her bir surunun bizim tarihimizin özeti olduğunu söylerim. Bir kez daha söylüyorum, Diyarbakır bizi irşad eden yüce bir şehirdir. Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevi ve Kabe’den sonra beni en fazla duygulandıran mekan, son bayram namazını kıldığım Diyarbakır Ulu Cami’dir. Diyarbakır Ulu Cami ile Bursa Ulu Camii de ezeli ve ebedi kardeştir.”

Konuşmasında, Fatih Paşa (Kurşunlu) Camii’ne de değinen Başbakan Ahmet Davutoğlu, şu görüşlerini paylaştı:

“Neden adı Fatih Paşa’dır bilir misiniz -ki bu saldıran teröristlerin hedefinin aslında sembolik bir karşılığı burada var, çünkü 1516’da Diyarbakır bölgesi Osmanlı Devleti’ne katıldığında Yavuz Sultan Selim, Bıyıklı Mehmet Paşa’yı Diyarbakır’a gönderir ve o büyük Kürt öncü, kardeşliğimizin harcını karan büyük insan İdrisi Bitlisi ile Bıyıklı Mehmet Paşa, Diyarbakır’ı, Mardin’i, Nusaybin’i, Musul’a kadar olan bölgeyi fetheder. Bir tarafta Bıyıklı Mehmet Paşa, diğer tarafta İdrisi Bitlisi… Türk-Kürt kardeşliğinin iki sembol ismi bütün o bölgeyi fetheder ve o bölge aziz vatan toprakları olarak bize katılır ve bilinsin ki kıyamete kadar da bu ülkenin parçası olmaya devam edecektir. Bunun üzerine Bıyıklı Mehmet Paşa’ya yöre insani Fatih Paşa der. Fatih Paşa adı oradan gelir. Bütün o bölgeyi fetheden paşadır ve İdrisi Bitlisi’nin hem dava arkadaşıdır, hem kardeşidir hem o gün Türk-Kürt kardeşliğinin ebediyete kadar intikal edecek birlikteliği omuz omuza sağlayan kişidir. İşte onun Diyarbakır’da ilk Osmanlı camisi olarak inşa ettiği camidir, Kurşunlu Camii olarak bilinen, üzerinde kurşun olduğu için -ama esas adı Fatih Paşa Camisi olan cami o cami… Ve bu alçak teröristler bu camiyi ateşe verdiler. O camiye saldırıda bulundular. “