En öncelikli husus, ülkemizin itibarıdır

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Hepimiz, hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım, hangi siyasi partiye destek olursak olalım, hepimizin koruması gereken en öncelikli husus, ülkemizin itibarıdır.” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bu anayasa getirdiği yetki karmaşasıyla güçler ayrımı esasına dayanmakla birlikte, güçleri birbirine karıştırmasıyla ve en önemlisi de milli iradeye duyduğu güvensizlikle ve insan hak ve özgürlüklerine dayanmama sebebiyle Türkiye’nin önündeki en önemli bariyerdir. Hep beraber bu yetki karmaşalarını ortadan kaldıracak, kime hesap sorulacaksa onun yetkili kılındığı ve herkesin görevini kendi mekanizması ve kuralları içinde yapabildiği bir yeni anayasaya ihtiyacımız var” dedi.

Davutoğlu, Shangri La Bosphorus Otel’de iş adamlarıyla bir araya geldiği toplantıda, dış şoklara kısa dönemde dayanıklı yapının korunması gerektiğini belirterek, “Ama hamle yapmak istiyorsak mutlaka demokratik istikrar sağlayıcı siyasi ve sosyal atmosferin temin edilmesi lazım” ifadesini kullandı.

Demokratik reformların, ekonomik reformlar kadar önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, yeni ve sivil, insan hak ve özgürlüklerine dayanan bir anayasaya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Devlete karşı vatandaşların görevini dikte etmektense, vatandaşlara karşı devletin sorumluluklarının çerçevesini çizen bir anayasa. Düşünce, fikir ve bilişim özgürlüğü konusundaki sınırlamaları, her türlü vesayete hangi yönden ve nasıl gelirse gelsin, her türlü vesayete karşı demokrasiyi garanti altına alan bir anayasa. Yani yargının bağımsızlığı kadar tarafsızlığını da garanti altına alan bir anayasa. Yürütme ve yasama karşısında yargının bağımsız olması kadar, yargının kendi içinde herhangi bir yapıyla ilişkilendirilerek, bir baskı aracı olarak kullanılmamasını da sağlayacak bir yargı reformu. 17 Nisan’da bu yargı reformunu kamuoyuyla paylaşmıştık. Beyannamemizde de bunların detayları var. ‘Adalet mülkün temelidir’ bunu söylemek önemli ama bu adaleti sağlam zeminde tekrar inşa edebilmemiz lazım. Bunun için de sadece tek başına iktidar olduğumuzda dahi, inşallah olursak, bizim çabamız yetmez, sizden ve bütün sivil toplum kuruluşlarından ricam. İş dünyamızın kalkınmanın ve hamlenin ana şartı olarak, demokratik istikrar, onun şartı olarak da anayasanın yeniden yazılması konusunda seçimlerden sonra sesinizi yükseltmeniz. Yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Bu anayasa getirdiği yetki karmaşasıyla güçler ayrımı esasına dayanmakla birlikte, güçleri birbirine karıştırmasıyla ve en önemlisi de milli iradeye duyduğu güvensizlikle ve insan hak ve özgürlüklerine dayanmama sebebiyle Türkiye’nin önündeki en önemli bariyerdir. Hep beraber bu yetki karmaşalarını ortadan kaldıracak, kime hesap sorulacaksa onun yetkili kılındığı ve herkesin görevini kendi mekanizması ve kuralları içinde yapabildiği bir yeni anayasaya ihtiyacımız var.”

“Biz 2002’de büyük reformlar yaptık”

Başbakan Davutoğlu, iş güvencesinin olduğu, rekabet ortamının sağlandığı, yargının objektif, tarafsızlığı ve bağımsızlığının, her türlü hukuki güvencenin teminat altına alındığı bir yeni reform hamlesinin yapılabilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Yabancı yatırımların Türkiye’ye son 13 yılda gelişinin en önemli sebeplerinden biri, Türkiye’nin hukukuna, ekonomisine, siyasetine duyulan güvendi. Bu güveni sarsmak için uluslararası alanda da içeride de çok yoğun çabalar gösterildiğini görüyoruz. Hepimiz, hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım, hangi siyasi partiye destek olursak olalım, hepimizin koruması gereken en öncelikli husus, ülkemizin itibarıdır. Ülkemiz itibar kaybederse o itibar kaybıyla birlikte şirketleri de itibar kaybeder, siyaseti de itibar kaybeder, herkes itibar kaybeder. O bakımdan kısa dönemli şoklara direnç dışında, ikincisi çok ciddi bir reform hamlesini tekrar yaşamamız lazım. Biz 2002’de büyük reformlar yaptık” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin 2002’de soğuk savaş mantığıyla yaşayan bir ülke olduğunu dile getiren Davutoğlu, eskiden nesillerin 30 yılda bir değiştiğini anlattı.

Başbakan Davutoğlu, “Şimdi 10 yılda bir nesil değişiyor. Benim 20’li yaşlarımdaki çocuklarımla 10’lu yaşlardaki çocuklarım, iki ayrı nesil gibi. Çok hızlı akan bir tarih. Reformlar artık 20 – 30 yılda bir değil gerektiğinde 10 yılda, 5 yılda kendinizi şöyle bir demokrasi check-up’ına almazsanız, ekonomisindeki ve yapısal reform check-up’ına, bir müddet sonra bünye dinamizmini ve yaşama kabiliyetini kaybeder. O bakımdan biz 1 Kasım seçimlerini, böyle bir demokrasi check-up’ı olarak görüyoruz” diye konuştu.

Küçük bir bünye zaafında bütün virüslerin bir anda ortaya çıktığını aktaran Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tesadüf mü DEAŞ’ın 20 Temmuz’da Suruç’ta saldırıya geçmesi? Tesadüf mü aynı gün Adıyaman’da PKK’nın askerimizi öldürmesi, iki gün sonra da sanki DEAŞ’la eş zamanlı bir yerden planlamışlar gibi Ceylanpınar’da iki polisimizin ensesinden vurularak… Yani şunu demiş oldu. ‘Ben sizin polisinizi uyurken ensesinden vururum’ demek, ‘Ben burada kamu düzeni artık tanımıyorum’ demektir. Eğer biz tereddüt etseydik, bu hükümetin Başbakanı olarak ben ‘Geçici bir görev yürütüyorum, önce hükümeti kuralım, koalisyon sonra bakarız’ deseydik, muhtemelen elimizdeki istihbaratlar da bunları doğruluyor, birkaç gün içinde Kobani benzeri olaylar… Hani geçen 6-7 Ekim arkasında da Türkiye’nin büyük şehirlerine sirayet edecek olan kamu düzenine meydan okuyan olaylar yaşanacaktı. Onun için kim ne hesap sorarsa sorsun dedim. Eğer bu bir meydan okumaysa ve biz devletsek bu meydan okumanın karşılığını da cevabını da veririz. Aynı gün akşam hem Kuzey Irak’a, hem Suriye’ye, hem DEAŞ’a, hem PKK’ya ve DHKP-C’ye yapılan operasyonlar, sadece güvenlik operasyonları değildi. Arkadaşlar, bu demokrasi operasyonuydu. Bunun için adına ‘huzur ve demokrasi’ dedik. Eğer böyle bir zafiyet yani nihayet Meclis çalışamıyor, sürdürülebilir bir hükümet tablosu yok. Bir zaaf ve yönetim boşluğu göstermiş olsaydık metastaz gibi bütün vücuda sirayet edecek bir güvensizlik, her yere hakim olabilirdi.”

“Çözüm Süreci irademiz sürecek”

Teröre karşı mücadelenin son derece başarılı şekilde yürütüldüğünü belirten Davutoğlu, 1 Kasım seçimlerinin etkisi ne olursa olsun bu mücadelenin sürmek zorunda olduğunu söyledi.

Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Ama aynı anda da Çözüm Süreci irademiz de sürecek. Biz Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu ülke ekonomisine entegre edemezsek, ülke ekonomisinin parçası haline getiremezsek, orada gittikçe büyüyen genç nüfusu istihdam edemezsek, Türkiye’nin bütününde de huzuru sağlayamayız. Bu açıdan hepimize düşen görev, Doğu ve Güneydoğu’nun ülke ekonomisine entegre edilmesidir. Ülke ekonomisindeki bütün avantajların oraya yansıtılması. İşte Yüksekova Havalimanı’nı bunun için yaptık ama silahlı saldırılar altında kaldı. Oranın, ayrıcalıklı daha doğrusu farklılaşmış bir bölge olmadığı gerçeğini, herkese kabul ettirmemizdir. Burada da sizin desteğinize ihtiyacımız var. Dolayısıyla demokratik, siyasi, istikrar ve ekonomik reformlar birlikte gidecek.”

Onun için seçim beyannamelerinde ikinci nesil reformlar dediklerini ifade eden Davutoğlu, birinci nesil reformları yaptıklarını anlattı.

Birinci nesil reformların, asker-sivil ilişkileri, yerel yönetim reformları, demokratikleşme yönünde atılan kapsamlı adımlar, Kürtçe üzerindeki yasaklardan, basın kanunu gibi birçok çalışmayı gerçekleştirdiklerini dile getiren Davutoğlu, bunların 12 Eylül ve 28 Şubat’ın izlerini silmeye dönük reformlar oluğunu ifade etti.

Programa, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Naci Ağbal, eski Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Ankara milletvekili adayı Ali Babacan, AK Parti Genel Başkan Danışmanı ve İstanbul Milletvekili adayı Ali Sarıkaya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Başkanı Başkanı Cansen Başaran Symes, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan ve MÜSİAD Başkanı Nail Olpak’ın yanı sıra iş dünyasından 36 temsilci katıldı.

enerji petrol medya - ANKARA TÜRKİYE