Sığınmacı Krizi Bölgesel Değil; Küresel Bir Sorundur

Sığınmacı Krizi Bölgesel Değil; Küresel Bir Sorundur

Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu’nda (ECLAC) konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası toplumdan beklentimiz, sığınmacılar konusundaki çabalarımıza destek vermeleri ve yük paylaşımı konusunda samimi bir tutum ortaya koymalarıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ECLAC komisyon üye ülke temsilcilerinin ve davetlilerin hazır bulunduğu konferansta bir konuşma yaptı. Konuşmasına ECLAC’ı ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, komisyonun, Latin Amerika’nın kalkınması konusunda geliştirdiği kalkınma stratejileriyle, bölgenin sanayileşme ve büyümesinde çok büyük katkı da bulunduğunu söyledi.
Türkiye’nin, son 10 yıldır Latin Amerika ve Karayipler’e yönelik kapsamlı bir açılım stratejisi uyguladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölge ülkeleriyle ilişkileri her alanda en yüksek seviyeye çıkarmanın ve bölgesel örgütlerle kurumsal ilişkiler tesis etmenin çabası içinde olduklarını belirtti.

“TÜRKİYE, SON YILLARDA ÇOK BÜYÜK BAŞARILARA İMZA ATMIŞ BİR ÜLKE”

Türkiye’nin, bölgeyle ticaret hacminin 2003 yılında yaklaşık 1,5 milyar dolar iken, bu rakamın 2014 yılında 9 milyar dolara çıkarak 6 kat artış gösterdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bölgenin ve ülkemizin potansiyelini dikkate alarak, bu hacmin yeterli olmadığını düşünüyoruz. Ekonomik ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi Serbest Ticaret Anlaşmaları imzalamaktan geçiyor. Ülkemizin şu anda sadece Şili’yle Serbest Ticaret Anlaşması mevcut. Bu anlaşmayı, Ekvator, Meksika, Kolombiya ve diğer ülkelerle de imzalamayı arzu ediyoruz” diye konuştu.

Dünyanın en büyük 17’nci ekonomisine sahip, G-20 ve OECD üyesi olan Türkiye’nin, geçen on yıllık süreçte, yılda ortalama yüzde 5 büyüyen ekonomisiyle, çok büyük başarılara imza atmış bir ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ECLAC’a üyelik başvurusunun, komisyon sekretaryasına iletildiğini hatırlattı ve “Bu başvurumuz, Türkiye olarak, Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle küresel sorunlar konusundaki iş birliğimizi derinleştirmek arzumuzun bir ifadesidir” dedi.

“DEMOKRATİK TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELEN BASKICI REJİMLER TÜM DÜNYADA İSTİKRARI TEHDİT EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dünyada tüm ülkelerin ekonomik belirsizlikler, gelir dengesizlikleri, yoksulluk, çevre sorunları, genç işsizliği, salgın hastalıklar, sosyal dışlanma gibi ortak sorunlarla karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekerek, bu sorunların artan düzensiz göç, terörizm, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi başka sorunların da tetikleyicisi olduğunu ifade etti ve şunları kaydetti: “Hiçbir ülke, bu sorunlar karşısında, ‘bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ anlayışıyla hareket edemez, bunlara kayıtsız kalamaz. Bu sınamalara karşı bölgesel ve uluslararası kuruluşların çalışmalarına katkıda bulunmak, çözüm yolları aramak, her ülkenin ahlaki ve vicdani sorumluluğudur. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, bu sorunların ve yol açtığı trajedilerin en yakından hissedildiği yerdir. Yani biz şu anda damdan düşmüş vaziyetteyiz. Neyin ne olduğunu gayet biliyoruz. Bu, tribünden maç izlemeye benzemez, işin içinde yaşamayı gerektirir. Biz şu anda bunu yaşıyoruz. Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi bir üyesi olarak Türkiye, bir yandan bu sınamalarla mücadele ederken, diğer yandan da ortaya çıkan olumsuz sonuçları gidermek için çaba gösteriyor. Vatandaşlarının haklı demokratik taleplerini görmezden gelen baskıcı rejimler, sadece bölgemizde değil tüm dünyada istikrarı tehdit ediyor. Yani güçlü olanın ben haklıyım dediği bir dünya barışı isteyenlerin dünyası olamaz. Tam aksine haklı olanın güçlü olduğu bir dünya bizim dünyamızdır. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Dünyanın bu coğrafyasına uzak, ama insani etkileri bakımından herkese çok yakın olan Suriye krizinin trajik sonuçları her geçen gün daha da ağırlaşıyor.”

Şam yönetiminin 2011 yılı Mart ayından beri kendi halkına terör ve şiddet uyguladığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak, Şam yönetimini, halkın demokratik taleplerine kulak vermesi ve gerekli reformları yapması için defalarca uyardıklarını; ancak Esed rejiminin bu uyarıları dinlemediği gibi sivil halka karşı varil bombaları, balistik füzeler ve kimyasal silahlarla başlattığı savaşın şiddetini artırarak sürdürdüğünü söyledi.

“SURİYE’DEKİ KRİZ BERABERİNDE CİDDİ BİR SIĞINMACI AKINI GETİRDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şimdi yayında yanında Rusya var, İran var. Şimdi birlikte bunu yürütüyorlar. Birlikte bu insanları öldürüyorlar. Suriye’deki kriz beraberinde ciddi bir sığınmacı akını getirmiştir. Burada, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkenin Cumhurbaşkanı olarak bulunuyorum. Size şu anda bu tablonun yaşandığı bir ülkenin cumhurbaşkanı olarak hitap ediyorum. Latin Amerika ve Karayipler coğrafyasının, bu krizin çözümü konusunda uluslararası alanda yapabileceği önemli katkılar olduğuna inanıyorum. Sığınmacı krizi bugün bölgesel gibi gözükse de, aslında küresel bir sorundur. Dün, olayları dışarıdan seyreden Avrupa ülkeleri, bugün sığınmacı krizini kendi içlerinde en derin şekilde yaşıyorlar. Şimdi bağırmaya başladılar, ‘Bize gelmesin’ diyorlar. Peki 2,5 milyon insanın gölgesine sığındığı Türkiye ne yapacak?”

Uluslararası toplumun bu insani krize çözüm bulamaması durumunda, küresel kalkınma çabalarının meşruiyetinin vicdanlar tarafından sorgulanmaya başlanacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir tarafta masum insanlar kitleler halinde öldürülürken, diğer tarafta ekonomik gelişmelerden söz edilmesi, sürdürülebilir bir durum değildir” şeklinde konuştu.

“BOMBALARDAN KAÇAN İNSANLARA GÖNÜLLERİMİZİ AÇTIK”

Alınan güvenlik önlemleri ve kapatılan kapıların, sığınmacı ve göç akımlarını engellemeye yetmediğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Almanya, Fransa bizden daha mı fakir? Hollanda, Belçika; bunlar bizden daha mı fakir?” diye sordu ve ekledi: “Ama bunlar kapılarını kapatıyor. Biz ise tam aksine kapımız açıyoruz. Niye? Gökten yağdırılan o bütün bombalara karşı, kaçan insanlara bizim başka yapacak hiçbir şeyimiz yoktur. Biz kapılarımızı da açtık, gönlümüzü de açtık ve şu anda onları misafir ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası toplumun, sadece kendini kurtaracak güvenlik önlemleri ve geçici acil durum yardımlarıyla yetinemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, güçlü bir iş birliği içinde, sorumluluk ve yük paylaşımı ilkesiyle hareket edilerek, gerçekçi çözümler üretilmesi gerektiğini ifade etti.

Suriye nüfusunun yarısı olan 12 milyon insanın yerlerinden edildiğini, 5 milyonunun ülke dışına çıktığını bunların 2,5 milyonuna Türkiye’nin ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu ev sahipliğinde yaptığı harcamalara ve bu sorunun çözümünde yürüttüğü çalışmalara ilişkin bilgiler verdi. “Uluslararası toplumdan beklentimiz, sığınmacılar konusundaki çabalarımıza destek vermeleri ve yük paylaşımı konusunda samimi bir tutum ortaya koymalarıdır.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile bu çerçevede bir anlaşmaya vardıklarını; ancak henüz bunun somut neticelerini almadıklarını kaydetti.

“İNSANLARI İNANÇLARI VE KÖKENLERİ NEDENİYLE DIŞLAMAK, SADECE TERÖR ÖRGÜTLERİNİN İŞİNE YARAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi ülkelerde sığınmacılara yönelik dışlayıcı, kapıları kapatan tavırların ardında, din ve etnik farklılıkları önceleyen yaklaşımların yer aldığını görmenin insanlık adına üzüntü verici olduğuna vurgu yaparak, “Hem terörü bir dinle eşleştirmek, hem de terör ve baskıdan özgürlüğe kaçan insanları inançları ve kökenleri nedeniyle dışlamak, sadece terör örgütlerinin ve marjinal grupların işine yarar” ifadelerini kullandı. Bu konuda, herkesi dikkatli olmaya ve özenli davranmaya çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, insani yardımlar konusunda güçlü bir geleneğe sahip bir ülke olduğunu hatırlattı ve “Tarih boyunca, ulaşabildiğimiz her yerde, ihtiyaç duyan, talep eden, mağdur olan herkese yardım ettik. Üstelik bu yardımları, inanç, köken veya başka herhangi bir farklılık gözetmeden, tamamen insani duygularla gerçekleştirdik. Bugün de aynı hassasiyetin içinde, dünyanın dört bir yanında insani yardım faaliyetleri yürütüyoruz” dedi.

23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul’da ilki gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Dünya İnsani Zirvesi için Türkiye’nin tercih edilmesinin, yürüttüğü insani yardım çalışmalarının dünya çapında kabul görmüş olmasının bir sonucu olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında terör sorununa da değinerek bu konuda değerlendirmelerde bulundu.

“KÜRESEL BARIŞ VE İSTİKRARIN SAĞLANMASININ ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİ TERÖRİZMDİR”

Küresel barış ve istikrarın sağlanmasının önündeki en büyük sorunlardan birinin terörizm olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörizmle mücadelenin, ancak uluslararası düzeyde samimi bir iş birliği ve dayanışmayla başarıya ulaşabileceğine inandığını söyledi.

Türkiye’nin terörle mücadeleye yönelik uluslararası iş birliği bağlamında, bugüne kadar üzerine düşenleri yaptığını ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Fakat Avrupa’nın bir ülkesinde bir terör eylemi olduğu zaman dünya ayağa kalkıyor da Türkiye’nin bir Ankara’sında, İstanbul’unda Gaziantep’inde Suruç’unda olduğu zaman dünya niye seyrediyor? Bunların da cevabını bulmak gerekir. Nitekim ülkemiz, “Terörle Mücadele Küresel Forumu”nun kuruluşundan beri ABD ile birlikte Eş-Başkanlığını yürütüyor.”

Terörle mücadele konusunda, en önemli ilkelerden birinin de, terör örgütleriyle ayrım yapmadan mücadele edilmesi olduğunu ve ‘Terör örgütünün bir tanesi iyi, bir tanesi kötü’ denilemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK’nın Amerika ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak ilan edildiğini hatırlattı ve sözlerine şöyle devam etti: “Ama bunun yanında yine onlarla birlikte hareket eden bir başka terör örgütü var PYD… PYD’ye ‘O DAEŞ’le mücadele ediyor, dolayısıyla bize göre terör örgütü değildir’ diyemezsiniz. Bütün hesaplar ortada, işin sosyolojik boyutu bütün yönleriyle ortada. Eğer buna böyle bakarsak, o zaman bunun bedelini yarın ağır öderiz. Bakın isim olarak söylüyorum; PKK, PYD, YPG, DHKP-C gibi terör örgütleriyle aynı şekilde mücadele ediyoruz biz, aynı tutumu ve kararlılığı tüm ülkelerden de bekliyoruz. Çünkü terörün dini, milliyeti, ırkı yoktur, olamaz.”

“İSLAM, TERÖRLE YAN YANA ZİKREDİLEMEZ”

Konuşmasında İslam’ın terörle yan yana zikredilemeyeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam dinini terörizmle ilişkili hale getirenler, varlıklarını inanç istismarına borçlu olan terör örgütlerine en büyük desteği ve cesareti verdiklerini bilmelidirler” sözlerine yer verdi. DAEŞ’in, İslam’la uzaktan yakından bir alakası bulunmadığını ve sadece bir terör örgütü olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam aksine DAEŞ şu andaki yaptıklarıyla İslam’a zarar vermektedir, bir İslam düşmanı örgüttür” şeklinde konuştu.

Dünyada barış ve istikrarın sağlanması için gösterdikleri çabaları artırarak sürdürme kararlılığında olduklarını yenileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını, gösterdikleri samimi ev sahipliği için komisyon üyelerine ve Şili halkına teşekkür ederek tamamladı.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLKOKULU ZİYARETİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferansın ardından başkent Santiago’da bulunan Mustafa Kemal Atatürk İlkokulu’nu ziyaret etti. Ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşi Emine Erdoğan da eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan-Şili,Santiago - A1 2Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan-Şili,Santiago - A1 3Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan-Şili,Santiago - A1 5Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan-Şili,Santiago - A1 4

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan-Şili,Santiago - A1 (7)

enerji petrol medya -TÜRKİYE- HABER GAZETESİ - TÜRKİYE - HABERLERİ - EKONOMİ (7)