Başbakan Davutoğlu basın mensuplarının sorularını yanıtladı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suudi Arabistan seyahati öncesinde, Esenboğa Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi.

Davutoğlu, Cizre’de yaralılara ambulans gönderilmediği iddialarına ilişkin, “Bahsi geçen, iddia edilen yaralılara ulaşılması isteniyorsa ki biz istiyoruz buralardaki terör odaklarının da derhal buradan çıkmaları, teslim olmaları konusunda samimi çağrılarda bulunulması lazım” dedi.

Davutoğlu, başbakan sıfatıyla Suudi Arabistan’a ilk kez ziyarette bulunacağını belirterek, ziyaretinin hem ilk olması hem de bölgesel gelişmeler ve özellikle Suriye bağlamında geniş istişareler yapmak açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu ifade etti.

Türkiye ve Suudi Arabistan arasında son derece yoğun ilişkilerin olduğunu dile getiren Davutoğlu, “Şimdi de birlikte yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi formatında bir çalışma ortamı oluşturmak için görüşmelerimiz sürüyor. Bu kurulduğu zaman inşallah ilişkilerimiz daha da yapısal anlamda nitelik kazanacak ve bölgede örnek bir ilişki düzenini getirmiş olacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, 2014 yılında, Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatının 3 milyar dolar, ithalatının ise 3,9 milyar dolar civarında olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

“2015 yılının ilk 10 ayında, petrol hariç 4,6 milyar dolar düzeyine çıktı ki bu önemli bir seviyedir. Bu ihracatımızda geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 13,7’lik artış anlamına gelmektedir. Ayrıca bizim Suudi Arabistan’da 200 Türk şirketimiz var, 1 milyar dolar civarında da yatırımımız var. Suudi Arabistan ise Türkiye’de 700 civarında Suudi firmasına sahip, 2 milyar dolar civarında da yatırımı var. Geçtiğimiz hafta içinde İngiltere’de, İsviçre’de, Almanya’da Türkiye’nin yatırım açısından taşıdığı avantajları, oradaki firmalarla paylaşmıştık. Bu ziyaretimizde de Türkiye’nin Suudi Arabistan ile birlikte gerçekleştirebileceği ekonomik atılımlar, birlikte yapacağımız çalışmalar konusunda önemli bir altyapı sağlayacağımıza inanıyoruz. Özellikle Suudi Arabistan’ın son dönemde imar faaliyetlerindeki artan yoğunluk, Türkiye’nin tecrübesinin buraya aktarılması açısından önem taşıyor.”

Suriye, Yemen, Irak başta olmak üzere bölge sorunlarını da Riyad’daki görüşmelerde ele alacaklarını ifade eden Davutoğlu, ayrıca ziyareti kapsamında yarın Mekke’de kutsal mekanları, mübarek Kabe’yi ziyaret etme imkanına sahip olacaklarını, Medine’yi ziyaretinin ardından Riyad’a geçeceklerini söyledi. Davutoğlu, resmi görüşmeleri tamamladıktan sonra pazar günü akşam Türkiye’ye döneceklerini bildirdi.

SİVİL HALKIN ZARAR GÖRMEMESİ İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIYORUZ

Başbakan Davutoğlu, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.

“Cizre’ye yönelik bazı iddialar var. Yaralılara ambulansların ulaşmadığı ve aynı zamanda cenazelerin de ailelere ulaştırılmadığı yönünde. Bu iddialara karşı değerlendirmeniz ne olacak” şeklindeki soru üzerine Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Türkiye bir demokratik hukuk devletidir. Aynı zamanda herhalde dünyada demokratik hukuk kurallarını işletirken bu kadar yoğun terörle mücadele vermek zorunda kalan yegane ülkedir. Terörle mücadele veren bazı ülkeler, demokratik hukuk devleti kuralları çerçevesinde idare edilen ülkeler değil, bazı ülkeler kendi içinde demokratik hukuk kurallarını işletmekle birlikte Türkiye gibi terörle bu çapta yüzleşmek zorunda kalan, çevresinde de sınır boyları tam bir istikrarsızlık bölgesi haline gelmiş ikinci bir ülke yoktur.”

Türkiye’nin terörle mücadelede kararlı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, kimsenin şu veya bu gerekçenin arkasına sığınarak terörü meşru kılamayacağının, terör faaliyetlerini de masum gösteremeyeceğinin altını çizdi.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu mücadeleyi yürütürken demokratik hukuk devleti kurallarından bir nebze dahi taviz verilmesine de izin vermeyiz. Bu, şu anlama geliyor, terörist ile halkı ayırt ederek, sivil halkın hiçbir zarar görmemesi için her türlü tedbiri alıyoruz. Teröriste karşı da kararlı bir şekilde mücadele ediyoruz. Bu çerçevede tabii istemediğimiz halde sokağa çıkma yasakları düşündüğümüzden uzun sürebiliyor. Çünkü her sokakta çok kısa aralıklarla açılmış çukurlar, oluşturulmuş barikatlar, mayınlanmış dar sokakların arasından güvenlik güçlerimiz kahramanca mücadeleyle bütün bu sokakları birer birer temizliyor.”

ÖNCELİKLE CİZRE DEVLET HASTANESİNE ROKETLERİ ATANLARDAN HESAP SORMALILAR

Cizre’de hastanelerin çalıştığına işaret eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

“İki hafta önce Cizre Devlet Hastanesi ve bölgeden sorumlu Kamu Hastane Genel Sekreterini burada misafir etmiştim, bölgedeki doktorlar ve diğer sağlık çalışanlarıyla birlikte. Cizre Devlet Hastanesine o günlerde 20 roket düşmüştü. Şimdi bundan şikayet edenler Cizre’de hasta, yaralı olduğunu ve alınması gerektiğini söyleyenler ki bunu yapmak bizim görevimizdir, öncelikle Cizre Devlet Hastanesine bu roketleri atanlardan da hesap sormalılar. Şimdi bahsi geçen yaralılarla ilgili olarak konu, İçişleri Bakanlığımıza ve Sağlık Bakanlığımıza intikal ettiği andan itibaren hem bakanlarımız hem bizzat ben işin takipçisi oldum ve ambulanslarımızın olay mahaline intikali için de her türlü çalışma yürütüldü ama burası öyle bir bölge ki olay mahaline gitmek istendiği anda ateş altına kalınıyor. Herkesin samimi olması lazım.”

BU OLAYI GECE DE TAKİP ETTİK, BUGÜN DE TAKİP EDİYORUZ

“Biz teröre karşı mücadele yaparız, teröriste karşı, ama yaralı kim olursa olsun onu da alıp hastaneye yetiştirmek için her türlü tedbiri de alırız” ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir cezaya muhatap olacaksa dahi önce tedavi eder sonra yargıya göndeririz. Hiç kimse Türkiye’de terörle mücadele ederken, hukuk dışına çıkıldı iddiasında bulunamaz. Ama eğer bu bahsi geçen, iddia edilen yaralılara ulaşılması isteniyorsa ki biz istiyoruz Sağlık Bakanlığı ambulanslarını gönderdik, belediye ambulanslarını göndermesi için yoğun çaba sarf ettik ama bu isteniyorsa buralardaki terör odaklarının da derhal buradan çıkmaları, teslim olmaları konusunda samimi çağrılarda bulunulması lazım. Bugün de dahi bu olayı gece de takip ettik, bugün de takip ediyoruz. Nerede bir yaralı varsa ulaşılması için şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da çaba sarf edilecek.”
Cizre’de, teröristlerin ambulanslara ateş açması, saldırıda bulunması nedeniyle olay mahalline ulaşmada zorluklar yaşandığını belirten Davutoğlu, “Bize intikal eden, ‘Cenazelerin ailelere teslim edilmemesi’ gibi bir iddia söz konusu değil” ifadesini kullandı.

Cizre’den hamile bir kadının, “sokağa çıkma yasağı dolayısıyla sağlık hizmeti alamadığı” gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruda bulunduğunu söyleyen Davutoğlu, AİHM’den kendilerine intikal eden konuyu hem Adalet Bakanlığının hem İçişleri Bakanlığının hem de Sağlık Bakanlığının incelediğini kaydetti.

Talebi üzerine hastaneye ambulansla taşınan kadına, “sezaryen yapılması gerektiğinin, her türlü hizmetin kendisine verileceğinin” ifade edildiğini aktaran Davutoğlu, “evinde doğum yapmak istediğini” söyleyen kadının, tutanak tutularak, aynı ambulansla evine bırakıldığını aktardı.

Bütün bu tutanakların ellerinde olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Bu tutanaklar AİHM’ye tarafımızdan sunuldu ve AİHM bu dosyayı Türkiye’ye iade etti. İsmi, tutanaklar bizde mahfuz. Hastaneye girişi, çıkışı belli. Yapılmak istenen tek şey var; Türkiye’yi sanki vatandaşlarına sağlık hizmeti sunmayan bir ülke gibi gösterme çabası. Kim olursa olsun, hangi suçu işlemiş olursa olsun, hastanelerimize geldiğinde onlara sağlık hizmeti sunulur, sonra adalete teslim edilir.

Yine kim olursa olsun, hangi gerekçelerle olursa olsun, bir mahalde yaralıysa oraya ambulans gönderilir. Bu yaralılar sivil midir, terörist midir bunları sonra sorarız, hesabını da sorarız ama gereğini de yaparız. Hal böyleyken öyle bir hava estiriliyor ki… Çünkü Cizre’de şu anda operasyon tamamlanmak üzere. En azılı, halka dönük en büyük cürmü işlemiş olanlar da şu anda orada sıkışmış durumdalar, biraz da bunun tesiriyle… Aynen Silopi’de olduğu gibi çok kararlı bir şekilde söylüyorum, bunu hep söyledik, Cizre sokakları da son santimine kadar temizlenecek. Cizre’de eğer bir yaralı varsa o da alınıp tedavi edilecek.”

TERÖR BELASI TEMİZLENECEK

Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki terör saldırısında babasını ve kardeşini kaybeden, annesiyle hastanede tedavi gören Sait’i ziyaret ettiğini belirten Davutoğlu, “Beni görünce tebessüm etti, konuştuk, dertleştik. Bu çocuklar için yüreğimiz yanıyor bizim. Bu çocuk veya başka çocuklar, hangi çocuk olursa olsun, ister güvenlik güçlerimizin çocukları isterse orada sivil halkın çocukları, bütün o çocuklara biz sahip çıkarız. Hepsine sağlık hizmeti sunarız” dedi.

Kimsenin, bu tür olayları spekülatif bir şekilde yayarak Türkiye’yi suçlayamayacağına vurgu yapan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İçişleri Bakanlığımıza dün gelip bekleyen milletvekillerine de çağrıda bulunuyorum; İçişleri Bakanlığımıza tamam geldiniz, bakanımız da sizleri misafir etti, her türlü açıklamada bulundu ama bir kere de dönüp Kandil’e doğru ‘yeter artık’ demeyi başarabilin. Bir kere de dönüp Meclis’te oradan bir başka milletvekilinin görüntülerini vererek şov yapmak yerine, orada ıstırap çeken halkın yanında durun. ‘Biz burada demokratik bir ülkenin Meclis’inde konuşurken, sizler, orada barikat kurup, çukurlar kazıp, Cizre Devlet Hastanesine bir günde 20 roket atıp, oradaki sağlık çalışanlarının ve hastaların hayatını tehlikeye atamazsınız’ diye bir çağrıda bulunun. Biz gereğini yapacağız. Sağlık hizmeti anlamında da terörle mücadele anlamında da gereğini yapacağız. Son noktasına kadar bütün bu ilçelerimiz, şehirlerimiz, yerleşim merkezlerimiz bu terör belasından temizlenecek.”

DEMOKRASİ VE İSTİKRARIN KORUNMASI

“Terörle mücadele kapsamında 303 maddelik bir master planının hazırlık aşamasında olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda teröre destek verdiği söylenen belediyelerle ilgili bir çalışma var mı? Bu master planını ne zaman açıklayacaksınız” sorusu üzerine Davutoğlu, 6 saati aşan Bakanlar Kurulu toplantısında bu konudaki bütün hususların ele alındığını söyledi.

Terörle mücadelenin zor olduğuna, güvenlik şartlarının temin edilmesi gerektiğine işaret eden Davutoğlu, terörle mücadeleyi sadece güvenlik meselesi olarak değil, aynı zamanda demokrasinin, istikrarın korunması olarak gördüklerini dile getirdi.

Davutoğlu, teröristle halkı ayırt eden, Türkiye’de refahı, demokrasiyi hiç sarsılmayacak temellere oturtan bir çalışmanın yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Operasyonların başladığı 23 Temmuzda, operasyon sonrasında da nelerin yapılacağını planladıklarını kaydeden Davutoğlu, son Bakanlar Kurulu toplantısında bu konuların farklı başlıklar halinde konuşulduğunu anlattı.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMASI VAR

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem’in, değişik illere alınan öğrencilerin eğitim faaliyetlerini bizzat koordine etmek üzere yarın bölgeye gideceğini bildiren Davutoğlu, bütün bu eğitim faaliyetlerinin yerinden koordine edileceğini söyledi.

Eğitim, sağlık gibi acil adım atılacak alanlarda gerekenin yapılacağını dile getiren Davutoğlu, devlet kurumlarının güvenli bir şekilde faaliyetlerini sürdürmesi ve kentsel dönüşüm başta olmak üzere yapılacak birçok çalışmanın olduğunu kaydetti.

Davutoğlu, teröristlerin, son derece kötü olan binaları delerek, barikatları takviye etmeye çalıştığını, bu kapsamda mekan anlamında da çok köklü değişiklerin yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Bazı belediyelerin, merkezden giden kaynakları yatırıma, kanalizasyona, altyapıya, yola, belediye hizmetlerine ayıracağına daha çok personel harcaması yaptığına dikkati çeken Davutoğlu, “Türkiye ortalamasının 4-5 misli fazla personel harcamasına ayrılarak, bir anlamda militan yuvaları haline dönüştürüldü” dedi.

HUKUK DEVLETİ KURALLARI İŞLER

Terör örgütünden alınan talimatla hareket eden bir belediye anlayışına, “belediyecilik” denilemeyeceğini vurgulayan Davutoğlu, buna yargının karar vereceğini, bazı belediyelerle ilgili yürütülen soruşturmaların, gözaltıların, tutuklamaların olduğunu hatırlattı.

Ortaya çıkacak hukuki tablo ne gerektiriyorsa onu yapacaklarını belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Hiçbir yerde hukuk dışı bir adım atılmaz. Halkın verdiği oyları halka dönük hizmet için kullanmak yerine terör faaliyetlerine destek için iş makinelerini… Bahsi geçen şikayette yaralılara ulaşılamamasının sebebi ne? Çünkü ambulans geçemiyor çukurlardan. Kim kazdı bu çukurları? O belediyesinin iş makineleri kazdı. Okullar niye tatil edilmek zorunda kaldı? Çünkü öğrenciler mayınlı alanlardan geçemedi. Kim bu mayınları koydu? Sadece teröristler değil, onlara o mayınları koyacak alanları da belediye de demek istemiyorum oradaki yönetimlerin iş makineleriyle bunları yaptılar. Dolayısıyla hukuk devleti kuralları işler, suç işleyen kimse, sahip olduğu unvan dolayısıyla bu suçtan azade olamaz ama kimse de haksız yere suçlanamaz. Bunlar hukuki süreç içinde takip edilir, sonunda atılması gereken adımlar atılır. Tabii bu belediyeler de eğer hukuki bakımdan bir kesin sonuca ulaşılmışsa oralar da yönetimsiz bırakılmaz.”
Bir basın mensubunun, Suriye ile ilgili yapılacak Cenevre görüşmelerine muhaliflerin katılmayacağı yönündeki iddiaları sorması üzerine Davutoğlu, müzakerelerin başlaması ve başarıya ulaşması için Türkiye’nin her zaman katkıda bulunduğunu söyledi.

Türkiye olarak 2012 yılının haziran ayında yapılan ilk Cenevre görüşmelerinin olumlu şekilde sonuçlanması için çok yoğun çaba sarf ettiklerini vurgulayan Davutoğlu, “O zaman Dışişleri Bakanı olarak da bu görüşmeleri takip etmiştim ve ne kadar zorlu bir süreçten geçtiğini biliyorum. Daha sonra 2014’ün ocak ve şubat aylarında yapılan görüşmelerde de Türkiye olarak masadaydık. Yine zorlu süreçler yaşanmıştı. Açık söylemek gerekirse şimdi daha zor. Yaralar ve farklılıklar çok daha derinleşmiş görünüyor” diye konuştu.

Yaptıkları yoğun diplomatik temaslar ve Suriye muhalefetiyle yürütülen görüşmeler sayesinde Cenevre ile ilgili bazı ilkesel sorunların aşıldığını bildiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Terör örgütlerinin Cenevre’ye katılmaması gibi. Burada sadece DEAŞ değil YPG de dahil olmak üzere. Bu noktalarda olumlu bir atmosfere gelindi ancak muhalefet haklı olarak iki talebi birden dile getirdi. Birincisi, madem barış görüşmesi yapacağız o zaman sivil halka dönük olarak işlenmekte olan suçlar, hava bombardımanları ve en önemlisi de Madaya başta olmak üzere bazı şehirlerin etrafında aylardır hatta bazıları yılı geçen kuşatmalarla insanların su ve yiyecek ihtiyacını karşılamasını imkansız kılmak suretiyle onları ölüme mahkum eden Ortaçağ savaş mantığının bitmesi. Yani Madaya bölgesinde yiyecek yok, içecek yok. Buralarda halka insani yardımın ulaşmasını bir güven artırıcı önlem olarak, barış görüşmelerinde önce başlamasını istiyorlar. Bu haklı bir taleptir, Türkiye’nin desteklediği bir taleptir.

Muhalefetin ikinci talebi ise muhalefet safının görüşmelerde net olması yani rejim de belli olsun muhalefet de belli olsun ve muhalefet sulandırılmasın. İster PYD şeklinde isterse rejimle işbirliği belli olan bazı gruplar var. Onların bu muhalefet safında yer almaması. Bu da haklı bir taleptir. Biz bu iki talebi de gerek benim geçen hafta İngiltere, Almanya, İsviçre’ye yaptığım temaslarımda gerek Dışişleri Bakanımızın yaptığı temaslarda gerekse Joe Biden’ın İstanbul ziyareti sırasında benim ve Sayın Cumhurbaşkanımızın kendisiyle yaptığı görüşmelerinde bu haklı talepleri hepsini kendilerine aktardık. Muhalefet şu anda da görüşmelerini sürdürüyor. Ümit ediyoruz ki katılma kararı alırlar. Biz de onları katılmaları için teşvik ediyoruz. Muhalefetin bu haklı taleplerinin de BM tarafından karşılanmasının da takipçisi oluyoruz. Ümit ederiz ki bir an önce uygun şartlarda masa oluşur ama en önemlisi insani yardım Suriye’de herkese ulaşır ve bir yeni dönem Suriye’de başlar. Bunun için Türkiye olarak her türlü katkıyı vermeye hazırız.”

DAVUTOĞLU 5 ŞUBAT’TA MARDİN’DE OLACAK

“Terörle Mücadele Master Planı hayata geçecek ama bölgeye moral olsun diye sizin de ziyaretler gerçekleştireceğinizi biliyoruz. Takvim belli oldu mu, ilk ziyaretinizi nereye gerçekleştireceksiniz?” sorusu üzerine Davutoğlu, gerek bazı bakanların gerekse AK Parti’nin genel başkan yardımcılarının bölgeye ziyarette bulunduğunu söyledi.

Gelecek haftadan itibaren olağanüstü bir yurt dışı ziyareti veya başka bir gerekçe olmaması durumunda hafta sonunun bir gününü bölgede geçireceğini bildiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

“İnşallah 5 Şubat’ta ilk olarak Mardin’e gitmeyi düşünüyorum, cuma günleri de bu anlamda bölgede olmayı planlıyorum. 1 Kasım seçim zaferinden sonra zaten teşekkür borcumuz var. Şimdi bu vesileyle de hem bölgede hem Türkiye sathında önümüzdeki aylarda hafta sonlarını il ziyaretleriyle geçireceğim. Ama dediğim gibi Güneydoğu Anadolu’daki bütün illerimizi adım adım gezeceğiz. Halkımızla buluşacağız, kaynaşacağız, varsa dertlerini dinleyeceğiz. Onlarla birlikte her türlü çalışmaları yapacağız. Sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmeler yapmayı planlıyoruz. Bu master plan çerçevesinde de istişarelerimizi yapıp her ille ilgili de önümüzdeki dönemde düşündüğümüz faaliyetleri orada yaşayan vatandaşlarımızla paylaşacağız.”

Türkiye’nin nüfusunun bugün 78 milyon olarak açıklandığını anımsatan Davutoğlu, “Türkiye, tarihin, coğrafyanın ve kültürün kardeş kıldığı bir büyük ailedir. Biz bu ailenin içerisinde hiçbir fitnenin yer edinmemesi için her anımızı halkımızla birlikte Türkiye’nin her köşesinde geçirmeye kararlıyız. Önümüzdeki haftalarda da hem gönüllü sivil toplum kuruluşlarıyla görüşeceğiz hem de sosyal ve ekonomik faaliyetlerle alanda halkımızla birlikte olacağız” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu,  Esenboğa Havalimanı -12

enerji petrol medya -TÜRKİYE- HABER GAZETESİ  - TÜRKİYE  - HABERLERİ - EKONOMİ (7)