Sınırların korunması en asli görevdir

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ”Silahlı Kuvvetlerimize verilen angajman kuralları dün neyse bugün de odur, yarın da o olacaktır. Türk hava sahasının, kara ve deniz sınırlarının korunması en asli görevdir, bunun gereği de yapılacaktır”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, KKTC’ye hareketinden önce Esenboğa Havalimanı Şeref Salonu’ndaki basın toplantısında, 64. Hükümetin göreve başlamasının ardından, ilk resmi yurt dışı ziyaretini gelenek olduğu üzere KKTC’ye yaptığını belirtti.

KKTC’deki görüşmelerine ilişkin bilgi veren Başbakan Davutoğlu, geçen ay kuruluşunun 32. yıl dönümü kutlanan KKTC ile Türkiye arasındaki iş birliğinin daha da kuvvetlendirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunacaklarını kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, Türkiye ve KKTC arasındaki ilişkilerin herhangi bir ikili ilişki olmanın ötesinde niteliklere sahip olduğunu vurgulayarak, “Hem ikili ilişkileri daha üst düzeye çıkarma yönünde atacağımız adımları ve önümüzde yapacağımız çalışmaları planlayacağız hem de 15 Mayıs 2015 tarihinde yeniden başlayan müzakerelerde gelinen son aşamayı da başta Sayın Akıncı olmak üzere müzakere heyetiyle kapsamlı şekilde ele alacağız” diye konuştu.

Avrupa Birliği Türkiye Zirvesi’nde de konunun geniş kapsamlı ele alındığını anlatan Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

“Bu müzakereler bir sonuca ulaşılabilmesi açısından bir son şans niteliği taşımaktadır. Artık herkesin elindeki bütün imkanları seferber ederek, Birleşmişler Milletler parametrelerini temel alan, adada siyasi eşitliği ve iki kesimliliği temin edecek bir çözüm yönünde ağırlığını koyması lazım. Türkiye ve KKTC bu yöndeki güçlü iradesini ve iyi niyetini çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. 2004 Annan Planı’na verdiğimiz destek ve Güney Kıbrıs Rum kesiminden gelen ‘Hayır’a rağmen Kıbrıs Türk halkının verdiği büyük ‘Evet’ desteği, adada kalıcı barışı tesis etmek için yeterli olmamıştır. Şimdi Birleşmiş Milletler başta olmak üzere bütün uluslararası tarafların bu önümüzdeki aylarda yoğunlaşan görüşmeler bağlamında ağırlığını hissettirmeleri ve mutlaka kalıcı bir çözüm için gerekli ortamın oluşmasına katkıda bulunmaları büyük bir önem taşımaktadır.”

KKTC’nin maruz kaldığı tüm ambargo ve kısıtlamalara rağmen, sağlıklı bir demokrasisi, ekonomik krizlere rağmen ekonomik kalkınmasını sürdüren üstün bir performansı olduğuna dikkati çeken Başbakan Davutoğlu, “KKTC bugün her zamankinden daha istikrarlı ve geleceğe daha umutla bakan bir görünüme sahiptir. Türkiye’den KKTC’ye sağlanan ve dünyada bir ilk niteliği taşınan su aktarımı ise Türkiye’nin adaya dönük olarak bakış tarzını da ortaya koyan önemli bir adımdır” ifadesini kullandı.

Suriye’deki gelişmelere bakıldığında doğu Akdeniz’in refah ve istikrar bölgesi olmasının bütün taraflar için önemli olduğunu aktaran Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Şu anda dünyada büyük krizler yaşanırken tek olumlu yönde seyreden müzakere neredeyse Kıbrıs müzakereleridir. Ümit ederiz ki bu müzakereler neticesinde kalıcı bir çözüme ulaşır ve artık yarım asır geçmiş olan bu krizin sona ermesi yönünde iki halkın da destek vereceği bir çözüme hep beraber ulaşırız.”

Tahir Elçi soruşturması

Davutoğlu, bir gazetecinin, “Tahir Elçi soruşturmasıyla ilgili elde edilen yeni veriler var mı? Olay yeri incelemeyle ilgili bir takım sıkıntılar var, saldırılar nedeniyle tamamlanamadı, nasıl tamamlanacak? Bu arada, HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın, ‘Elçi’nin ölümünün polis kurşunuyla gerçekleştiğinin kesin olduğu’ gibi bir iddiası oldu. Ne dersiniz?” şeklindeki soru üzerine, şunları kaydetti:

“Olayın olduğu gün hem eşleriyle yaptığım görüşmede hem kamuoyuna yaptığım açıklamada, bu konudaki araştırmaların mutlaka en şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılacağını da bir taahhüt olarak zikrettim. O günden bugüne gerek adli makamlarımız gerek güvenlik birimlerimiz olayın aydınlatılması bağlamında yoğun bir çaba içindeler. Şimdi oradan bu olayla ilgili bahsettiğiniz tarzda spekülasyon yapanlara da bir çağrıda bulunmak istiyorum; Eğer gerçekten olayın aydınlatılması isteniyorsa niçin olay yerine giden Başsavcımız, olay inceleme ekibine hatta onlara eşlik eden baro temsilcilerine dönük olarak saldırılar yapılıyor. Eğer birileri bu olayın üstünün örtülmesini istiyorsa o birileri o saldırıları gerçekleştirenlerin arkasındaki odaklardır.”

Söz konusu olayın yaşandığı gün İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü ile yaptığı toplantıda, “derhal olay yeri incelemesi yapılması talimatı verdiklerine” işaret eden Davutoğlu, bunun üzerine olay yerine giden güvenlik birimleri ve Başsavcıya roketle saldırılar gerçekleştiğini anlattı.

Olay yeri inceleme ekibine, iyi niyet ve şeffaflığı göstermek bağlamında baro temsilcilerini de dahil ettiklerini aktaran Davutoğlu, “Baro temsilcileri de olay yerine gitti. Onlara da roketle saldırlar yapıldı, bombalamalar yapıldı, silahla ateş açıldı. Şimdi bütün bunlar herkesin gözü önünde cereyan ediyor” diye konuştu.

“Araştırmayı yapacak ekiplere saldıranlar, cinayetin gerçek failleridir”

“Biz demokratik hukuk devleti kurullarını işlettik” diyen Davutoğlu,“Varsa suçluları ortaya çıkarmaya çalışırken, ‘suçlular varsa’ derken yani kazaen bir kurşun olmanın ötesinde bir sebep varken, mutlaka bir suçlu var burada, bunu araştırmaya çalışırken, oraya giden sivil ekiplere, bu araştırmayı yapacak olan ekiplere saldıranlar bu cinayetin gerçek failleridir. Demek ki örtmek istedikleri bir mesele var. Sırf bunun için o bölgeye dönük çok kapsamlı bir operasyonla girme cihedine gitmedik. İstedik ki baroların, diğer sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla bütün bu çalışmaları yapalım. Bu sefer ikinci gidişte de saldırıya maruz kaldı, hiçbir silah taşımayan sivil inceleme ekibi” değerlendirmesini yaptı.

“Şimdi Demirtaş’a burada sormak lazım, elinde hangi belge var da bu kanaati serdediyor. Kendisi olay yeri incelemesi mi yaptı?” diyen Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Her olayda dönüp devlete katil diye bağırmanın, her olayda dönüp sorumluyu poliste ve askerde aramanın ne kadar yanlış olduğu geçmiş olaylarda ortaya çıktı. Eğer Sayın Demirtaş’ın herhangi bir şekilde söyleyecek bir sözü varsa, olay yerine inceleme için giden ekiplere, baro temsilcilerine ateş açan o hainlere, o teröristlere, o alçaklara dönüp konuşmalı. Dönüp kendisinden nasıl olsa emin olduğu, gelip kendisine hiçbir şey yapmayacak olan hukuk devleti kuralları içinde devlet temsilcileriyle konuşmak yerine dönüp oradaki teröristlere hitap etsin. Teröristleri arkasına alarak, teröristlerin yanında durarak ulaşacağı tek yer Tahir Elçi’nin katline sebebiyet verenlerle işbirliği yapma konumudur. O gün orada iki polisimiz de şehit edildi. Eğer o iki polisimize saldırı olmamış olsaydı bugün o iki polisimiz de Sayın Tahir Elçi de aramızda hayatta olacaktı. O iki polise saldıranlara hiçbir şey söylemeyenler, o saldıranların peşinden giden polislerin girdiği çatışma üzerinde spekülasyon üretmeleri aslında cinayeti örtme çabasıdır.”

Tahir Elçi’nin ailesi ve aile çevresinin olay karşısında son derece vakur durduğunu anlatan Davutoğlu, “Ama eminim ki Sayın Tahir Elçi yaşasaydı önce dönüp kendisinin katledilmesine sebep olanları ortaya çıkaracak olan olay yeri inceleme ekibine saldıranlara dönük olarak, ‘adaletin gerçekleşmesi ve ortaya çıkmasına engel olmayın’ diye haykırırdı. Yine dönüp kendi cenazesini istismar ederek, üzerinde İslami geleneklerle, Müslüman gelenekle taşınan bir örtüyü kaldırıp, kendisinin ölümüne sebebiyet veren PKK teröristlerinin paçavrasını oraya örtenlerden hesap sorardı” ifadesini kullandı.

“Gerekiyorsa tek tek mahallelere girilecek”

Saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili biraz önce Diyarbakır Valisi ve İçişleri Bakanıyla konuştuğunu aktaran Davutoğlu, şunları söyledi:

“Biz tekrar bir çatışmaya mahal verilmemesi için sükunetle o çalışmaları yaparken, yapmaya çalışırken onlar saldırılarını yoğunlaştırıyor. Gerekiyorsa tek tek mahallelere girilecek, bu saldırıları yapanlar adaletin önüne çıkarılacak ve surda o tarihi surda o mübarek mahalde, silah sesleriyle roketlerle halkımızın gününü karatmaya çalışanlardan hesap sorulacak. Bu hesap aynı zamanda Tahir Elçi’nin katillerinden hesap sormaktır. Onun için herkes konuşurken neyi kastettiğini, neyi amaç edindiğini bir kez daha düşünmek durumundadır. Halkımıza burada mutlaka en doğru şekilde bu olayları değerlendireceği yönünde inancımı bir kez daha dile getiriyorum.”

“Kim bu cinayeti örtmeye çalışıyorsa çalışsın örtülemeyecek bir gerçek var”

Davutoğlu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın bugün Diyarbakır’da Tahir Elçi’nin ailesini ziyaret edeceğini, gerekli çalışmaları da bizzat oradan sürdüreceğini belirterek, “Kim bu cinayeti örtmeye çalışıyorsa çalışsın örtülemeyecek bir gerçek var. Bu cinayetin müsebbibi, olay yerine yakın 100 metre mesafede polislerimize alçakça saldıran PKK’dır. Bütün bu baskılara rağmen olay inceleme heyetimiz çalışmasını büyük ölçüde tamamlamıştır. Bu konuda gazetelerde çıkan spekülatif, hani yapılmadı gibi bir durum söz konusu değil. Büyük ölçüde tamamlanmıştır. Hala yapılması gereken çalışmalar var ama büyük ölçüde tamamlandığını ifade edeyim” diye konuştu.

“Türkiye’nin hava sahasının desteklenmesi için NATO’dan herhangi bir öneri geldi mi ya da Türkiye’nin bir talebi oldu mu? Koalisyon güçlerinin uçuşlarına Türkiye’de destek veriyor, istenmeyen bir durumun oluşmaması için Türkiye uçuşları azaltabilir mi” sorusu üzerine Davutoğlu, NATO Genel Sekreteri Sayın Jens Stoltenberg ile dün yaptığı görüşmede bu konuları kapsamlı şekilde el aldıklarını belirtti. Türkiye’nin hiçbir zaman gerilimin, çatışmanın tarafı olmak istemeyeceğini, istemediğini defaatle söylediğini hatırlatan Davutoğlu, bu olayda da Türkiye’nin defansif şekilde sadece kendi hava sahasını savunduğunu vurguladı.

Davutoğlu, “Şunu Rus yetkililerin bilmesi icap eder; Türk uçakları Rus hava sahasını ihlal etmedi. Türk uçakları, Rus uçağını herhangi bir hava sahasında hedef almadı. İhlal edilen hava sahası, Türk hava sahasıdır” diye konuştu.

Dünyanın her yerinde hava kuvvetlerinin birinci görevinin, hava sahasının ihlallerden korunması olduğuna işaret eden Davutoğlu, sınırın öte yanında bir savaş cereyan ederken, mülteciler akın akın Türkiye’ye gelirken, hava sahasını tekrar tekrar ihlal eden uçaklara göz yummanın sorumlu bir davranış olmayacağını, Türk pilotların angajman kurallarının gereğini yaptığını söyledi.

Olayın hemen ardından Rus askeri ataşesinin, büyükelçinin Dışişleri Bakanlığına davet edilip, detaylı bilgi verildiğini bildiren Davutoğlu, dün NATO Karargahı’nda, “hiçbir şekilde bu olayın yaşanmasını istemediklerini” söylediğini anımsattı.

“DEAŞ’ın temizlenmesi çabaları devam edecek”

Türkiye’nin yanı başında bir savaş cereyan ederken, hava sahasının ihlali karşısında sessiz kalınmasını kimsenin beklememesi gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Eğer burada karşılıklı olarak bir art niyet yoksa, yani Türk hava sahası bilinçli şekilde ihlal edilmemişse, burada bir kasıt yoksa Rus tarafının bilmesi lazım gelir ki Türkiye’nin mukavelesinde de bizatihi, doğrudan Rusya’yı hedef alan bir kasıt yoktur. Oturup konuşulur, bu konuda atılacak adımlar birlikte ele alınır. Tekrar ilişkilerimizin, normal iletişime açık bir şekilde sürmesi sağlanabilir. Ama bunun yerine karşılıklı suçlamalarla Türkiye’ye dönük asılsız ithamlarla ‘Türkiye DEAŞ’tan petrol alıyormuş, arkasında şu varmış’, bu tür ithamlarla Türk hava sahası ihlalini örtmek de mümkün değil. Suriye krizi bir Türk-Rus krizi değildir. Hatta Suriye krizi bir Rus-NATO krizi de değildir. Ama bu tutumun sürdürülmesi sebebiyle şu anda maalesef Türkiye ile Rusya arasında bir krize dönüşmüş bulunmaktadır. Türkiye-Suriye sınırı aynı zamanda bir NATO sınırı olduğu için de NATO-Rusya arasında bir gerilim konusu olarak uluslararası gündeme girmiştir.”

NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın bugünlerde olacağını, müttefik ülkelerle yakın temas içinde bulunduklarını belirten Davutoğlu, “Türkiye, koalisyonun bir unsuru olarak, DEAŞ’ın sınırımızdan temizlenmesi yönündeki çabalarına devam edecek. Ümit ederiz ki bir daha böyle bir olay yaşanmaz. Böyle bir olayın yaşanmasına sebebiyet verecek provokatif girişimler, adımlar atılmaz. Ama Türkiye’nin kendi sınırlarını, ulusal stratejik çıkarlarını koruma iradesinden de hiçbir zaman şüphe edilmemelidir” diye konuştu.

“Türkiye’den kimse taviz vermesini bekleyemez”

Rusya’ya “Geliniz benzer olayların yaşanmaması için askeri iletişim kanallarımızı açalım. İlişkilerimizin tekrar rayına girmesi için diplomatik ilişki kanallarımızı açalım, oturup konuşalım. Daha büyük çaplı krizlerin önüne geçelim” çağrısında bulunan Davutoğlu, coğrafyanın ülkelerin, toplumların kaderi olduğunu, asırlarca süren Türkiye ile Rusya komşuluğunun değişmeyeceğini söyledi.

Bu komşuluğun gereğini hep beraber yapma vakti olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, Türkiye’ye yönelik asılsız suçlamalar yerine, masa başında ne yapılacağının konuşulması gerektiğini dile getirdi.

Davutoğlu, “Ümit ederdik ki, Paris’te Sayın Cumhurbaşkanı’mız ile Sayın Putin arasında bir görüşme gerçekleşmiş olsun, olmadı. Ama bundan sonra da bu iletişim kanallarını açık tutmak gerekiyor, soğukkanlı davranmak, soğukkanlı bir söylem benimsemek gerekiyor” diye konuştu.

Türk-Rus ilişkilerinin, her iki tarafın da kazandığı ilişkiler olduğuna işaret eden Davutoğlu, “Her iki tarafın kaybedeceği bir ilişkiler manzumesinin önü açılmamalıdır ama Türkiye’den de kimse hava sahası, kara ve deniz sınırları konusunda taviz vermesini veya geri adım atmasını bekleyemez. Silahlı kuvvetlerimize verilen angajman kuralları dün neyse bugün de o dur, yarın da o olacaktır. Türk hava sahasının, kara ve deniz sınırlarının korunması en asli görevdir ve bunun gereği de yapılacaktır” dedi.

enerji petrol medya -TÜRKİYE- HABER GAZETESİ (2)