Bütün insanlar için ‘adalet’ diyoruz

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Tek başına ve kendi milletimiz için adalet istemiyoruz. Bütün insanlar için ve hassaten de gönül coğrafyamız için ‘adalet, adalet, adalet’ diyoruz” dedi.

Davutoğlu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunca Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 77’nci yılı dolayısıyla ATO Kongre Merkezi’nde düzenlenen törende konuştu.

Tarihi vizyon ve akış ile realite arasında doğru irtibat kurulmasının önemine işaret eden Davutoğlu, “Eğer vizyonu geliştirip tarihi realiteden koparsanız, bir müddet sonra o vizyon hayali bir ütopya haline dönüşür ama tarihi realitelere mahkum olursanız ve vizyonunuzu unutursanız, bir müddet sonra kimliğinizi ve izzetinizi kaybedersiniz” ifadesini kullandı.

İşgal yıllarında Türkiye’de, Amerikan mandacılığını teklif edenlerin, manda fikrini gündeme getirenlerin, bir realiteden hareket ettikleri iddiasında bulunduklarını, “Ancak mandacılıkla biz bu işgali aşabilir, daha sonra belki bağımsızlığı düşünebiliriz” dediklerini hatırlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları her türlü mandacılığı reddederek tarihin sadece var olan realiteler üzerinde değil o realiteleri değiştirebilecek vizyona sahip liderler tarafından yazılacağını ortaya koydular. Biz de bugün sahip olduğumuz imkanları bileceğiz, şartların çerçevesini çizeceğiz ama herkes bilsin ki tarihi realitelerin mahkumu olmayacağız. Tarihi realiteleri yönlendiren güçlü ve kudretli bir millet olacağız.”

Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet kurulmadan önce 1923 Şubatı’nda İzmir İktisat Kongresi’ni toplamasının, tarihi realiteyi anladığının bir kanıtı olduğunu dile getiren Davutoğlu, Atatürk’ün Düyunu Umumiye nesli olarak bağımsız bir iktisat kurmadan bağımsız bir devlet kurulamayacağını gayet iyi bildiğine işaret etti.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni 100 sene sonra bir daha IMF kapılarına muhtaç etmeyecek, bir daha değil namerde, merde dahi el açtırmayacak kudrete ulaştırmanın en büyük görev olarak gördüklerini vurgulayarak, “Biz bir taraftan 2023 vizyonu ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokma iradesini ortaya koyarken, diğer taraftan sahip olduğumuz realiteyi de üzerine bastığımız toprağın gerçekliklerini de gözardı etmiyoruz” dedi.

“Hayalperestlik ile realitenin arasında bir gerilim yaşamaktansa, vizyonumuzu ortaya koyuyoruz ve bu vizyonu harekete geçirecek siyasi iradeyi ortaya koyuyoruz” ifadesini kullanan Davutoğlu, 1 Kasım’da kendilerine tevdi edilen görevin, 2023 vizyonu çerçevesinde bu realiteyi dönüştürmek, yeni bir realiteyi adım adım inşa etmek olduğunun bilincini taşıdıklarını söyledi.

“Ortak vicdan ve yürekle izah edilebilir”

Büyük liderlerin sadece kendi milletlerine değil başka milletlere de ilham verdiğine işaret eden Davutoğlu, “O liderlerin yönettiği, yönlendirdiği milletler sadece kendileri için değil başka milletler için de ter dökerler ve sadece refah ideali etrafında değil aynı zamanda dünyada adalet ideali etrafında öncülük yaparlar, gerekirse bedel ödemekten kaçınmazlar” diye konuştu.

Anadolu ihtilali, direnişi, şahlanışı İstiklal Harbi ile Gazi Mustafa Kemal’in liderliğinde yürürken, Hint’ten Kuzey Afrika’ya, Kafkaslardan Balkanlara kadar birçok lider ve halkın, o yiğit insanları örnek aldığını ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Cinnah’tan Ömer Muhtar’a, Sukarno’dan birçok daha sonra sömürge devrimine öncülük eden lidere kadar herkesin ilham kaynağı İstiklal Harbi’miz oldu. Bugün internetin geliştiği çağda, hepimiz için kolay iletişimle bir Hindistanlının, bir Hint, Çin Müslümanı’nın, Latin Amerika’daki bir özgürlük arayışının Türkiye ile irtibat kurmasını anlayabiliriz. Ama 100 yıl önce bu imkanlar yokken fakir Hintli Müslümanların ellerindeki son nikah yüzüklerini çok uzak bir coğrafyadaki millet için feda etmeleri ancak ve ancak ortak bir vicdan ve yürekle izah edilebilir. Biz sadece kendi şehitlerimizi rahmetle anmıyoruz. O isimsiz kahramanları, kadınları, çeyizlerindeki o son yüzüğü İstiklal Harbi’ne gönderen o isimsiz insanları da rahmetle ve minnetle anıyoruz. Onlara şükran borçluyuz.”

Büyükelçiye talimat

Bundan 3 sene önce Myanmar’da, Arakan’da büyükelçilik açtıklarında, oraya giden büyükelçinin, kendisinden son talimatını sorduğunu anlatan Davutoğlu, şunları ifade etti:

“Myanmar’a, o zaman Burma’ya, yaklaşık 12 bin Türk askeri esir olarak götürülmüş, 5 bine yakını orada vefat edip şehit olmuştu, Irak Cephesi’nden. Dedim ki ‘Sayın Büyükelçim gidin ve önce onların kabirlerini bulun.’ Çünkü oradan yazılan mektupları ben akademik hayatta okumuştum. ‘Cevapsız kalan mektuplar’ diye İngiliz kayıtlarına geçmişti. Binlerce kilometre uzakta Anadolu aşkıyla yazılan mektuplar… Ve onlara şunu söyleyin; ‘Huzurunuza 100 yıl sonra bir güçlü devletin temsilcisi, bir büyükelçi olarak geldim ve Anadolu’dan size iki kutsal emaneti getirdim, al bayrak ve Kuran-ı Azimüşşan. Şu anda gururla ifade ediyorum ki bugün o kabirler bulundu, hepsi ihya edildi. Daha sonra orayı ziyaretimde beni gerçekten duygulandıran ve o gün, 100 yıl önceki İstiklal Harbi’ne sahip çıkarcasına, o Hint Müslümanların o günkü tavırlarını hatırlatırcasına gösterdikleri bir tavır, hiç zihnimden gitmeyecek. Bütün o kaybolan mezarlıkların mezar taşlarını orada yaşayan Müslümanlar bir camide toplamışlardı ve o mezarlıkları yıkımdan onlar kurtarmışlardı.”

Davutoğlu, 100 yıl sonra dahi çok uzak bir coğrafyadaki insanların, şehitlere saygı duyacak şekilde, gerektiğinde bedel ödeyerek onları koruduğunu belirterek, “İşte şimdi de bizim davamız hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni onurlu ve izzetli bir şekilde kudretli kılmaktır hem de yüzyıl önce olduğu gibi, 200 yıl önce olduğu gibi, 300, 400 yıl önce olduğu gibi dünyanın her yerine adaleti yayma idealini hayata geçirmektir. Tek başına ve kendi milletimiz için adalet istemiyoruz. Tek başına ve kendi milletimiz için kalkınma istemiyoruz. Bütün insanlar için ve hassaten de gönül coğrafyamız için ‘adalet, adalet, adalet’ diyoruz” diye konuştu.

“Mazlum milletlerin davaları bizimdir”

“100 yıl sonra gıyaplarında, Anadolu’ya destek veren Hint Müslümanlarına ve onların öncülerine ve hassaten de Muhammed İkbal’e buradan sizlerin huzurundan seslenmek istiyorum” diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sizler, Anadolu’daki istiklal kahramanlarını İslam’ın son ordusu olarak oradan selamlamıştınız, bilin ki sizler ve diğer mazlum milletler, daha sonra özgürlükleri için İstiklal Harbi’ni örnek almış mazlum milletler, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kudretinin ve himayesinin eli altındadırlar. O mazlum milletlerin davaları bizimdir ve biz o mazlum milletlerin davalarına baktıkça, onları omuzladıkça geleceğimizin daha parlak olacağına inanıyoruz. Nitekim 1 Kasım seçimleri sonrasında, bu seçimler sanki Bosna’da, Kosova’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta, Filistin’de, Somali’de, Arakan’da yapılmış, Orta Asya Cumhuriyetlerinde yapılmış gibi sevinen ve Türkiye’nin istikrarı için o gece dualarıyla katkıda bulunanlar, aynen onların atalarının İstiklal Harbi’nde katkıda bulunmaları gibi kendi geleceklerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde görüyorlardı. Biz de diyoruz ki aziz milletimizin geleceğini de bütün bu mazlum milletlerin geleceğini de teminat altına almak üzere gece gündüz çalışacak ve İstiklal Harbi’mize sahip çıkan bütün milletlerin kaderlerini, kendi kaderimizden ayrı görmeyeceğiz.”

“Zirvelere ev sahiliği yapma imkanına kavuştuk”

Türkiye’nin bu hafta G20 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını hatırlatan Davutoğlu, “G20 Zirvesi’nde, 100 yıl önce bitti zannedilen bir milletin 100 yıl sonra dünyanın en büyük ekonomilerine ev sahipliği yapması işte muasır medeniyetleri aşma çabasının bugün gerçeğe dönüştüğünü ortaya koyuyor. Eğer her sene bu törenlerde, anmalarda muasır medeniyetleri aşma çabasından bahsetmiş olsaydık bir dogma, bir ideolojik çerçeve olarak, bunun gereğini yapmamış olsaydık belki yine IMF kapılarında bekliyor olacaktık” dedi.

Davutoğlu, muasır medeniyetleri aşma çabasının, sadece sözde değil özde, gayrette ve millete hizmette olduğunu gördüklerini vurgulayarak, “İnşallah muasır medeniyetleri aşma yanında o medeniyete öncülük edecek ruhu ve bilinci de milletimizin derin irfanında hissediyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin G20 Zirvesi dışında 2016 yılı içerisinde İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne de ev sahipliği yapacağını aktaran Davutoğlu, dünya tarihinde ilk defa düzenlenecek Birleşmiş Milletler Dünya İnsani Zirvesi’nin de Türkiye’de gerçekleştirileceğini bildirdi. Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Ne mutlu bize ki hayatlarını bu milletin izzeti ve onuru için feda etmiş şehitlerimizin hatırasına saygının gereği olarak bütün bu zirvelere ev sahipliği yapma imkanına kavuştuk. Ve ne mutlu bize ki gerçek güç kaynağımız olan… Amasya Tamimi’nde, biraz dönüştürerek ama gerçek anlamıyla söylüyorum, ‘Milletin istiklalini ancak milletin azim ve kararlığı kurtaracaktır’ denmişti. Şimdi de biz diyoruz ki ‘Milletin istikbalini ancak ve ancak milletin azim ve kararlığı kurtaracaktır.’ 1 Kasım’da milletin bize gösterdiği teveccüh, istikbalimizin azim ve kararlığının en büyük teminatıdır. Bu teveccühün gereğini yapmak konusunda bir kez daha irademizi ortaya koyar ve Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ve bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarım.”

enerji petrol medya -TÜRKİYE (2)